3 Eylül 2013 Salı

İmmun sistem ve yapısı

Vücudumuz yabancı bakteri ve virüslere karşı savaşır. Bunu sağlayan immun= bağışıklık sistemimizdir. Bunu kemik iliğinden farklılaşan birtakım hücreler sağlar. Bu hücreler santral lenfoid organlarda olgunlaşırlar. T ve B lenfosit adı bu hücreler daha sonra periferik lenfoid organlarda yerleşerek, bakteri ve virüslere karşı koymak için hazır beklerler.

Kemik iliği ve timüs santral lenfoid organlardır.
Tüm kan hücreleri de dahil olmak üzere immün sistem hücrelerin kemik iliğinde yapılırlar.
Timus ise ön T hücrelerin T lenfosit haline geldiği organdır. Timus sternumun arkasında yer alır. Çocukta gelişir yaşla birlikte küçülür. Tümus hücresel immun yanıtta önemli bir yere sahiptir.

Lenf nodları ve dalak ise periferik lenfoid organlardır.
Kan damarları ve lenf damarları lenf nodlarının içinden geçerler. Lenf nodları histolojik olarak 3 kısma ayrılır. Bunlar kortek-parakortek ve medulladır.Bu katmanlarda B lenfositleri, T lenfositleri, makrofajlar, plazma hücreleri bulunur.

Dalak karnın sol üst kadranı civarında bulunur. Kostaların arkasına da geçer.Kesit yapıldığında kırmızı ve beyaz pulpalar vardır. T lenfositler beyaz pulpada bulunurlar. dalak fetusta hepatopoeze katılır. Anormal yapıdaki ve artık ömrünü tamamlamış kan hücrelerini imha eder. Humoral ve hücresel bağışık yanıtta işlevi büyüktür.

Bu lenfoid organlardan başka aynı zamanda mukoza altında da birtakım lenfoid dokular bulunur. Bu dokular gastrointestinal sistemde, genitoüriner sistemde çok bulunurlar. Ig A  salgılayarak immın sisteme katkıda bulunurlar.

Bağışıklık yanıtta rol oynayan genelde 4 grup hücre vardır. Bunlar:
Lenfositler, makrofajlar, naturel kiler hücreler ve diğerleri( Nötrofil, eizonofil, bazofil, mast hücre, trombosit)
Bu hücrelerin oluşumu şu sıralarda olur:
Stem cell >>>pluripotent kök hücre>>>myeloid öncü hücre>>>eritroid seri>>>eritrosit
Stem cell >>>pluripotent kök hücre>>>myeloid öncü hücre>>>megakaryosit>>>trombosit
Stem cell >>>pluripotent kök hücre>>>myeloid öncü hücre>>>bazofil
Stem cell >>>pluripotent kök hücre>>>myeloid öncü hücre>>>eosinofil
Stem cell >>>pluripotent kök hücre>>>myeloid öncü hücre>>>monosit ve nötrofil

Makrofajlar: Mononuklear hücrelerdir. Kandaki gezgin monositler, Akciğerlerdeki alveoler makrofajlar, Seroz boşluklardaki makrofajlar, kemik dokudaki osteoklastlar, sinir dokusundaki mikroglia hücreleri, dalak ve lenf düğümlerindeki makrofajlar, bağ dokusu histiositleri, karaciğerdeki Kupffer hücreleri, böbrekte mezangial makrofajlar şekillerinde dokularda bulunurlar.

Bu hücrelerin oluşturduğu sisteme retikuloendotelial sistem hücreleri adı verililir.
Makrofajların içerisinde çok sayıda lizozom vardır.Kemik iliğinde yapıldıktan sonra kana geçtiğinde monosit halini alırlar.
Makrofajlar fagositoz yapanlar ve antijen sunanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Makrofajların fagosite kuvveti şayet virüs veya bakteri kompleman ve antikorlarla kaplanmışssa çok kuvvetli olur.
Antijen sunan makrofajlar bağışıklık yanıtı ilk başlatan hücrelerdir. Bu antijenleri lenfositlere tanıtırlar. B-lenfosit, damar endotel hücresi, derideki langerhangs hücresi de antijen sunuculuk yapar.

Lenfositler kemik iliğinde stem cell yani kök hücresinden gelişirler.Santral  lenfoid organlarda (Timus veya  kemik iliği) olgunlaşırlar. Kan yoluyla periferik  lenfoid doku ve organlara giderek özel bölgelerine yerleşirler. Kandaki lökositlerin %20-30'unu  lenfositler oluşturur.  iki lenfosit tipi vardır.
Bunlara B ve T lenfositler deriz.

B lenfositler hümoral  immüniteden sorumludurlar.
Kandaki lenfositlerin 1/4 ü  B-lenfositlerdir. B lenfositler sentezledikleri immünglobulin moleküllerini hücre zarında taşırlar Bu yüzey immünglobulinler IgM ve IgD antikorlarıdır.
immün sistemde, onbinlerce çeşit antijene karşı özgül reseptör taşıyan onbinlerce B-lenfosit çeşidi hazır durumda bulunmaktadır.

Organizmaya antijen girdiğinde, yüzeyinde bu antijene özgül reseptör taşıyan B-lenfositleri
bulur ve uyarır. Uyarılan B-lenfositler  başkalaşıma uğrar ve plazma hücresine dönüşürler.
Plazma hücresi de uyaran antijene özgül olan çok miktarda antikor (immunglobulin) sentezler.
Plazma hücresinin çoğalma yeteneği yoktur ve ömrü kısadır.

Uyarılan B-lenfositlerinden bir kısmı ise bellek hücre haline gelir. Bellek B-lenfositleri uzun
ömürlüdür (bazen bir ömür boyu) ve aynı antijenle tekrar karşılaştıklarında hızla çoğalarak
daha hızlı ve güçlü antikor yanıtı oluştururlar.

T Lenfositler:
T lenfositler hücresel immün yanıttan sorumludurlar. Kemik iliğinde yapılır ve timuste olgunlaşırlar.
T-hücre yüzeyinde yüzey immünglobulin bulunmaz. Bunun yerine antijenleri özgül olarak
tanıyan "T hücre reseptörü = TCR" bulunur. Bir T lenfositi sadece tek bir çeşit antijen için
TCR taşır.

T-lenfositleri başlıca iki alt gruba ayrılırlar:
T helper ve T sitotoksik-supressor. T helper üzerinde CD 4, T sitotoksik-supressor hücre üzerinde ise CD 8 bulunur.
T supressor hücreler immun yanıtı sınırlarlar. T sitotoksik olanlar virus, bakteri ve parazit ile infekte hücreler, tümör hücreleri, transplante doku ve organ hücreleri gibi organizmaya zararlı veya yabancı hücrelere saldırarak öldüren hücrelerdir.
Vücutta t helper/T c-s oranının 1.7 olması gerekir. T helper sayısı artarsa aşırı immun yanıt gelişir aynı alerjide olduğu gibi.

NK hücreleri,  yabancı hücreleri doğrudan tahrip edebilme yeteneğindedirler.
Hedef hücreleri genellikle mantar, parazit, bakteri özellikle de viruslarla infekte hücreler ile tümör ve transplante doku hücreleridir.
NK hücreleri bu özellikleriyle özgül olmayan vücut savunmasında çok önemlidirler.

Polimorf Nüveli Lökositler (PNL) (=Granülosit): Kandaki lökositlerin %60-70'ini
oluştururlar. Çekirdekleri çok lobludur ve sitoplazmalarında bol granül bulunur.nötrofil, eosinofil ve bazofil olmak üzere üç tip granülosit bulunur.
Nötrofiller: Görevleri doğrudan özgül bağışık yanıt ile ilgili değildir. Fakat güçlü fagositoz
yetenekleri (özellikle antikor ve kompleman varlığında çok artar) vücut savunmasında çok önemlidir. Mikroorganizmaları, yabancı maddeleri ve doku yıkım artıklarını hızla temizlerler.
Kemik iliğinde çok hızlı oluşurlar ve kısa ömürlürüdür.

Eosinofiller: Lökositlerin %2'sini oluşturur. Allerjik olaylarda ve parazitozlarda sayıları
artar. Fagositoz yetenekleri sınırlıdır. Allerjik reaksiyonlarda önemlidir.
Membranlarında IgG, IgM, IgE  antikorlarına özgü reseptörler vardır.Parazitlerin yakalanması ve bağlanması bu şekilde kolaylaşır. Parazitin genç formlarına bağlanır ve öldürürler
Eozinofiller allerjik reaksiyon oluşan bölgeye gider.
İnflamasyonu uyarıcı maddeleri detoksifiye eder, Allerjen-antikor kompleksini fagosite eder
lokal inflamatuar sürecin yayılmasını önler.

Bazofiller ve Mast Hücreleri: Bazofiller, kan lökositlerinin %0,2'sini oluşturur. Dokulardaki
mast hücrelerine çok benzerler. Granüllerinde heparin, histamin ve benzeri maddeleri,
uygun bir uyarım sonucu hücre dışına boşaltırlar.
Bu iki hücre, anaflaktik tipteki allerjik olaylarda önemlidirler. Bazofillerin IgE reseptörleri vardır
Reseptör + IgE Duyarlık kazanır.
Lökositlerin fizyolojik koşullarda sayıları 7000/ mm dir. 10000 üzeri  lökositoz , 4000 altı lökopeni denir.
genel olarak lökositlerin bulunma oranları şu şekildedir:
Polimorfonükleer nötrofiller % 62
Polimorfonükleer eozinofiller % 2.3
Polimorfonükleer bazofiller % 0.4
Monositler % 5.3
Lenfositler % 30

Nötrofil  ve monositlerin özellikleri:
-Marginasyon
-Diyapedez
-Kemotaksi:
Kemotaksiye neden olan maddeler:
-Bazı bakteriyel toksinler
-Dokudaki dejeneratif ürünler
-Aktive olan kompleman kompleksinin reaksiyon ürünleri
-Plazma pıhtılaşmasının neden olduğu çeşitli reaksiyon ürünleri
-Fagositoz:
Yüzey pürüzlü hale gelirse fagositoz olasılığı artar.
Vücudun doğal yapılarında bulunan fagositleri iten koruyucu protein kılıf yabancı partiküllerin
çoğunda bulunmaz.
Vücut yabancı oluşumları farkeden özel bir sisteme sahiptir. Bu, immün sistemin bir fonksiyonudur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder