5 Ocak 2012 Perşembe

ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Anksiyete; nedeni bilinmeyen, içten gelen, belirsiz, korku, kaygı, sıkıntı, kötü bir şey olacakmış endişesi ile yaşanan bir bunaltı duygusudur. Yaşamı tehdit eden ya da tehdit şeklinde algılanan bir çeşit alarm duygusudur. İçten ya da dıştan gelen tehlikeler ya da tehlike beklentilerine karşı yaşanan bir tepkidir. Çok hafif gerginlik ve tedirginlikten panik derecesine varan değişik yoğunluklarda olabilir. Anksiyetenin patolojik özellikleri yanısıra uyuma dönük işlevi de vardır. İç ve dış tehlikelere karşı koruyucu, uyarıcı, önlem alınmasını sağlayan bir yönü de vardır. Algılanan bu tehlikelere karşı benlik (ego) savunma düzeneklerini kullanarak başetmeye, önlem almaya, kendini korumaya çalışır. Eğer benlik gücü yerindeyse sorun çözülür. Bu nedenle her zaman patolojik ve normal anksiyete arasında ayrım yapmak kolay olmayabilir.

OLUŞ NEDENLERİ

Psikolojik varsayımlar
Psikoanalitik varsayım: Bu görüşe göre anksiyete temelde bir iç çatışmanın (intrapsişik) ürünüdür. Buradaki çatışma benlik ile altbenlik, ya da benlik ile üstbenlik arasında oluşabilir. Altbenlikden haz ilkesi doğrultusunda doyum arayan dürtüler üstbenliğin gerçekleri tarafından engellenir. Benlik bunlar arasındaki çatışmayı çözerek dürtüyü bastırırsa (represyon) sorun çözülür. Benlik çatışmayı çözemezse, bastıramazsa bunu tehlike olarak algılar. Bütün bu süreç bilinç dışında yaşanır. Bilinç alanında ise ortaya anksiyete çıkar. Buna “serbest yüzen anksiyete” denir. Eğer bastırma işe yaramadığında bu çatışmayla başetmek için diğer savunma düzeneklerini kullanırsa kullandığı savunma düzeneğine göre diğer anksiyete bozukluklarının klinik tabloları gelişir.
Davranışçı varsayım: Davranışçı görüşe göre anksiyete öğrenilmiş bir süreçtir. Koşullu uyaranlar koşulsuz tepkilere neden olur. Ayrıca sosyal öğrenme ile ailenin tepkileri de model olarak alınır.
Bilişsel (kognitif) varsayım: Bu varsayıma göre anksiyetenin nedeni olayın kendisi değil, bu olayın kişi tarafından nasıl yorumlandığı, nasıl algılandığıdır. Olayların çarpıtılmış düşünce örüntüleriyle algılanması sonucunda anksiyete ortaya çıkar.
Biyolojik varsayımlar: Anksiyete bozukluklarında otonom sinir sisteminde sempatik etkinliğin arttığı, buna bağlı olarak fizyolojik belirtilerin ortaya çıktığı düşünülmektedir. Biyokimyasal olarak yapılan çalışmalarda nörotransmiterler üzerinde durulmakta, noradrenalin ve serotonin düzeylerinin arttığı düşünülmektedir. Ayrıca bazı nörokimyasal maddelerin (sodyum laktat gibi) verilmesiyle yapay olarak panik nöbetleri ortaya çıkarılabilmektedir. Bunların dışında kalıtımsal bir yatkınlığın olduğundan da sözedilmektedir.

SINIFLAMA

Anksiyete bozuklukları DSM-IV’de alt başlıklar olarak ele alınmıştır. Bunlar:
1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu
2. Panik Bozukluk
- Agorafobi ile birlikte
-Agorafobi ile birlikte olmayan
3. Özgül Fobi
4. Sosyal Fobi
5. Obsesif-Kompulsif Bozukluk
6. Posttravmatik Stres Bozukluğu
7. Akut Stres Bozukluğu
8. Genel Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu
9. Madde Kullanımına Bağlı Anksiyete Bozukluğu
10. Başka Türlü Adlandırılamayan Anksiyete Bozukluğu

KLİNİK ÖZELLİKLER
Temel olarak anksiyete bozukluklarında belirtiler benzerdir. Ancak kullanılan savunma düzeneklerine göre farklı belirtiler eşlik ederek farklı klinik tablolar oluşur. Genel anlamda anksiyetenin 4 temel klinik özelliği vardır.
1) Bilişsel belirtiler: Gerçeklik duygusunda değişme, çevrenin değişiyor gibi algılanması, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, kontrolünü yitirme kaygısı, fiziksel zarar göreceği endişesi.
2) Affektif belirtiler: Korku,huzursuzluk, endişe, çaresizlik, alarm duygusu, panik .
3) Davranışsal belirtiler: Anksiyete yaratan durumlardan kaçınma davranışı, dona kalma.
4) Fizyolojik belirtiler:
Kardiovasküler sistem: Çarpıntı, kan basıncı değişiklikleri, soluk renk ya da yüzde kızarma
Solunum sistemi : Nefes darlığı, hava açlığı, boğazda düğümlenme, boğulma hissi
Gastrointestinal sistem : Yutma güçlügü, bunaltı, kusma, ishal ,karın ağrısı ),
Genitoüriner sistem : Sık idrara çıkma, empotans, cinsel isteksizlik Cilt belirtileri : Terleme, kızarma, sıcak basması
Nörolojik : Tremor, parestezi, anestezi, başdönmesi, bayılma hissi veya bayılmalar, kas gerginliği, motor huzursuzluk

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU

En az 6 ay süreyle, hemen her gün anksiyete ve endişeli beklenti, huzursuzluk, çabuk yorulma, gerginlik, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle giden toplumsal ve mesleki işlevselliği bozan bir durum olarak tanımlanır. Yaygınlığı %3-8 arasında değişir. Kadınlarda sıklığı 2 kat fazladır. Klinik özellikleri içinde yaygın ve yoğun bir anksiyete, huzursuzluk, irritabilite, titreme, baş ağrısı, terleme, çarpıntı, mide yakınmaları, boğulma hissi, endişeli beklenti gibi belirtiler ön plandadır. Hastaların çoğu bedensel belirtiler nedeniyle psikiyatri dışı hekimlere başvururlar, çoğu kez yanlış tanınırlar. Premenstürel dönemde yakınmalar ağırlaşır. Sıklıkla başlangıçta yaşam zorlarıyla karşılaşmışlardır. Süregen bir gidiş gösterir. Streslerle karşılaştıkça alevlenme gösterir. Tiroid hastalıkları, KVS hastalıkları, diğer anksiyete bozukluklarından ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Sağaltımı en az 6-12 ay sürmelidir. Benzodiazepinler sınırlı sürede kullanılmalıdır. Trisiklik antidepresanlar, beta blokerler, buspiron, antihistaminikler sağaltımda kullanılabilirler. Kognitif-davranışcı, destekleyici psikoterapötik yaklaşımlardan yarar görürler.


GENEL TIBBİ DURUMA BAĞLI ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Başlıca özelliği genel tıbbi bir durumun fizyolojik etkilerine bağlı, klinik açıdan belirgin anksiyetenin bulunmasıdır. Belirtileri arasında yaygın anksiyete bozukluğu, panik atakları ya da obsesyonlar bulunabilir. Öykü, fizik bakı ve laboratuvarda genel tıbbi duruma bağlı kanıtlar bulunabilir. Hipertiroidi, hipotiroidi, feokromasitoma, vit B12 eksikliği, kardiyak aritmi, hipoglisemi, anemi, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, SLE, parkinson, multipl skleroz sık olarak anksiyete bozukluklarına yol açan klinik durumlardır. Altta yatatn hastalığın sağaltımı yapıldığında genellikle düzelir. Gerekirse özgül sağaltım verilebilir.

MADDE KULLANIMININ YOL AÇTIĞI ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Madde kullanımının yol açtığı anksiyete bozukluğunun başlıca özelliği; bir maddenin fizyolojik etkilerine bağlı olduğu yargısına varılan , belirgin anksiyete belirtilerinin bulunmasıdır. Alkol, amfetamin, kokain, kannabis, hallüsinojenler, inhalanlar, fensiklidin ve benzeri maddelerin entoksikasyon durumlarında ; alkol, kokain, sedatifler, hipnotikler ve anksiyolitiklerin yoksunluğu sırasında anksiyete belirtileri ortaya çıkabilir. Anestetikler, analjezikler, insülin, tiroid preperatları, oral kontraseptifler, antihistaminikler, antiparkinson ilaçlar, kortikosteroidler, antihipertansifler, kardiovasküler ilaçlar, antikonvulsiyonlar anksiyeteye yol açabilirler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder