13 Aralık 2010 Pazartesi

psikososyal stres,ruh ve beden hastalıkları ilişkisi

PSİKOSOSYAL STRES

GÜÇ YAŞAM OLAY (STRES)

Stres çok konuşulan, insanın günlük yaşamında sık karşılaşılan bir olgudur. Sözlük karşılığı olarak, baskı - zor önerilebilir. Psikolojide stres : kişiye güç gelen, baskı ve engelleme yaratan, çıkmaza sokan, çaresizliğe sürükleyen, acı veren, bunaltı ve üzüntü verici, önemli ve güç yaşam olaylardır. Bunlar içten gelen bilinç dışı (intrapsişik) ve bilinen (psikososyal ve fizik) stresler olarak ayrılabilir. Stresin kişiler üzerine etkisi derecelidir. Her insanı etkileyebilecek düzeyde; savaş, ağır kaza ve saldırı yakın ölümleri, iflas, ağır baskı ve engellemeler gibi nesnelliği tartişmasız büyük olaylar olabileceği gibi elektriğin kesilmesi, trafik sıkışıklığı kendisinin hastalığı gibi nesnelliği tartışılmalı, ancak ilgili kişide öznel bulantı yaratan olaylar da vardır. Burada kişinin yaşı, cinsiyeti, eğitimi, ailesel ve etkinsel (kültürel geçmişi, yaşantı, deneyim ve koşullanmaları, kişilik yapısı, ruhsal, cinsel olgunlaşma düzeyi, kalıtsal, dirimsel yapısı, benlik gücü ya da güçsüzlüğü ile stresin göreceli ağırlığı süresi ve sürekliliği etkili olmaktadır.
Stresin insan üzerindeki etkilerine ilişkin ilk bilimsel çalışmaları Kanada ‘lı bilim adamı Hans Selye (1926) yapmıştır. Selye stres karşısında insanın ; genel bir dinginsizlik, hoşnutsuzluk, sıkıntı, bunaltı, yorgunluk ve çökkünlük gösterdiğini saptamıştır. Ona göre; stresin 3 aşaması vardır.
1- Alarm Dönemi : Adrenal bezlerden epinefrin salgısında hızlanma, uyanıklılıkta artma, tehlikeden kaçma,ya da savaşmaya hazırlık. Bu dönemdi sempatik etkinlikte (kalp atımı ve solunum hızlanır, kan basıncı yükselir, göz bebeği genişler, kaslar gerginleşir, duyu organları uyarılır) artma olur.
2- Direnme dönemi: Pitüiter salgılar artar, biyoamin metabolizması hızlanır. Stres olayı geçinceye değin dirimsel ve ruhsal sovunma güçleri ve düzeneklerinin etkinliği yükselir. Organizma strese uyum sağlamaya çalışır.
3- Bitiş-tükeniş-yenilgi dönemi: Ağır ve uzun süreli streslere karşı başedemeyen canlı yapı yenik düşer,. Değişik hastalıklardan, kalp yetmezliğine, şokdan ölüme giden bir yolda yaşamı sonlanabilir.
Stres canlı yapıya zararlı olabildiği gibi yararlı da olabilir. Başka bir deyişle olumlu stresler de vardır, olumsuz stresler de vardır. Ancak bu da görecelidir. Bir olay bir kişi için olumlu, bir başka kişi için olumsuz etki yapabilir. Aynı kişide bir dönemde olumlu etki yapan bir olay bir başka dönemde zararlı olabilir. Ölümlü etki yapan stresler canlıyı tehlikeye karşı uyarır, korur, savunma güçlerinin (devinimini) arttırır. Engele dayanma gücünü, zoru yenme, sorunu çözme yetişini geliştirir. Çocukluk ve gençlik yıllarında hiçbir engelle, hiç bir güçlükle karşılaşmamış, her hastalığı, yoksunluğu yaşamamış, bir kişinin sağlıklı olabileceği düşünülemez. Ölümlü stresler insan varlığını koruduğu, kendine güvenini, yükselmesini, yücelmesini de sağlar.
Ruhsal ve dirimsel yapının, gelişme ve olgunlaşmasına, ya da biyo-psiko-sosyal dengenin bozulmasına neden olacak düzeydeki ağır ve yoğun olayları olumsuz stresler olarak niteliyebiliriz.
Aşağıda sıraladığımız ve olası sonuçlarını özetlediğimiz stres yaratıcı olayların kimileri hemen hemen her insanda önemli ve yıkıcı etkiler yapabilir. Kimileri kişiye ve koşullara göre olumsuz etki yapabilir ya da yapmaz. Kimilerinin ise uygun koşullarda olumlu etkileri olabilir. Stres yaratıcı olayların ağırlığını ölçüye vurmak oldukça güçtür. TJ Holmes (1973) ellinin üzerinde olayı sıralayarak ağırlığına göre puanlandırmıştır. Örneğin; eş ölümüne 100 puan, işsizliğe 50 puan, bayramlar ve dinlenceye 12 puan değer biçmiştir.

GÜÇ YAŞAM OLAY SINIFLAMASI

A- RUHSAL-TOPLUMSAL ZOR (Psikososyal-Stres)
I-Bilinçdışı (intrapsişik) Çalışma ve Bulantı
1-Üst benlik (super-ego) bulantısı
(Suçluluk, günahkarlık duyguları)
2-Altbenlik (ID) bulantısı
(Cinsel ve saldırganlık dürtüleri)
3-İğdişlik (Kastrasyon) bulantısı
4-Bağımlılık-ayrılma (seperasyon) bulantısı
II-Bilinçli (dıştan gelen) Ruhsal-Toplumsal Zorlar
1-Yakın ölümü
Eş, çocuk, ana-baba, kardeş, yakın akraba, arkadar.
2-Aile ve Evlilik Sorunları
Boşanma, ayrı yaşama, karı-koca, gelin-kaynana çatışmaları, geniş aile sorunları, eşler arası cinsel uyumsuzluk, gebelik, doğum, düşük, söz kesimi, nişan, nikah, evlenme, aileden berinin ayrılması ya da yeni katılmalar, aile üyelerinin sağlık, eğitim, iş askerlik ve yasal sorunları
3-Ekonomik Güçlük ve Sorunlar
İflas, icra ve haciz, ipotek, borçlanma, temel gereksinimlerin (barınma, yeme-içme, giyim, sağlık, eğitim, ulaşım gibi) karşılanmasında güçlük
4-İş ve işyeri Sorunları
Emeklilik, işinden ayrılma, işsizlik, iş değişikliği, işe başlama, yöre ve ülke değişikliği, iş yerinde çtışma ve gerginlik, yorgun ve yorucu çalışma çok gezi, bir işi belli bir sürede bitirme başkısı, tehlikeli ve bozuk koşullarda çalışma zorunluluğu.
5-Sağlık Sorunları
Ağır kaza, yaralanma, ivedi ya da süregen ağır bir hastalık, ameliyatlar, sürekli uykusuzluk
6-Yasal Sorunlar
Mahkumiyet, tutuklanma, gözaltı, sorgulama, baskı, tehdit, zor kullanma, soygun ve hırsızlık, kaçırılma, cinsel saldırı.
7-Alışkanlıklarda Değişiklikler
Dinsel, toplumsal, sportif, sanatsal, ekinsel (kültürel), yeme-içme, uyuma-dinlenme-çalışma alışkanlıklarında değişme.

B- ÇEVRESEL VE DOĞAL (FİZİKSEL) ZORLAR
1-Olumsuz çevre koşulları
Kalabalık, gürültü, hava kirliliği, radyoaktivite, morötesi ışınlar.
2-İklim koşulları
Ayırı soğuk-sıcak, kuru, nemli-sisli hava, basınç değişiklikleri, sert ışık, karanlık.
3-Doğal yıkım olayları
Sel, yaygın, deprem, kuraklık-kıtlık.
4-Toplumsal olaylar
Büyük kazalar (trafik, deniz, uçak), ekonomik kriz, iç-dış savaş durumu. Anarşi ve terör, baskın, kaçırılma, soygun, ağır saldırı, işkence, ırza geçilmesi, toplu tutsak-ölüm kampları, yönetim ve yetke boşluğu, toplumsal dengesizlik, düzensizlik, kararsızlık durumu. Zorunlu göç, yeni yerleşilen yerde uyumsuzluk, dil ve iletişim güçlükleri, azınlık durumu, din-mezhep, ırk uyuşmazlıkları, toplumsal ön yargı, aşağılanma, dışlanma durumları.


ZORA KARŞI İVEDİ TEPKİ
(Akut stres reaksiyonu, postravmatik stres bozukluğu)
Oldukça ağır bir yaşam olaydan sonra kişinin kalıtsal, dirimsel ve ruhsal yapısına uygun olarak; duygu düşünce ve davranışlarında bozukluklar ya da ağır fizyolojik tepkimeler ortaya çıkar. Fizyolojik alanda : göğüste sıkışma, boğulma duygusu, kalp çarpıntısı,kan basıncı, yükselmesi, karın ağrısı ve kramplarından, kalp -damar, beyin-damar tıkanma ya da kanamalarında, mide de kanama ya da delinmelere, şokdan ölüme götüren durumlar görülebilir. Çok sevdiği bir yakınının (eş, çocuk) ölümünde, iflas ve haciz durumlarında, kalp damar tıkanmaları ya da stres ülserleri sık görülür.
Duygusal ve davranışsal olanda ise; ağır sıkıntı, bunaltı, korku ve panik duyguları benlik (ego) dağılması ve çıldırı (psikoz) görülebilir. Savaş sırasında cephede öıldıran askerlerin ; sağa-sola gelişi güzel ateş açtıkları, düşmanın ateşine dopru, ölüme bilinçsizce koştukları, gerçeğe uygun komutlara göre değil, kendi içinden geldiği gibi darmadağınık ve düzensiz biçimde sağa-sola saldırdıkları, ağladıkları, bağırdıkları, çığlık attıkları ya da oldukları yerde kaskatı kesilip donakaldıkları (katatoni) görülmüştür. Benzer durumlar yaygın, sel baskını, deprem, ağır saldırı ve ırza geçme, trafik, uçak ve deniz kazaları sırasında da yaşanmıştır. Büyük ekonomik krizlerde, iflaslarda kendine ve çevresine yönelik saldırılar, toplu öldürme ve özkıyım (intihar) durumları günümüzde de yaşanmaktadır.
Stres olayı yaşanırken görülen tepkiler, olay sonlandıktan sonra saatler günler, aylar içinde de sürebilir.Bu durum posstravmatik stres bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Olay daha yenidir ve etkisi sürmektedir. Fizyolojik bozukluklara (otonomik belirtilerde artma) ek olarak; uykusuzluk ve gece korkuları, sürekli olayı anımsama ve anlatma eğilimi vardır. Düşünde olayı görmekte, gündüz yaşar gibi olmaktadır. Uyarılara karşı tetikte ve aşırı uyarılmıştır. Dikkati zayıflamış ve dağınıktır. Uyarıları algılaması, gerçeği tanıma, değerlendirme, gerçeğe uygun davranma yetisi bozulmuş olabilir. Ağlamaları, bağırıp çağırmaları, taşkınlıkları, ağır korku ve panik durumları görülebilir.
İvedi sağaltım ve önlem olarak : kişi yalnız bırakılmamalı, ağlama gibi duygusal boşalmaları, olayı anlatma isteği engellenmemeli, desteklenmeli, sabırla ilgiyle dinlenmelidir. Yakınları ve dostları gelmeli, her zaman yakınında ve yanında olunduğu güveni verilmelidir. Olabildiğince kısa sürede toplumsal iş ve işlevine dönmesi sağlanmalıdır. Örneğin: kaza yapan bir sürücüye-fiziksel ve yasal bir engeli yoksa-hemen direksiyona geçmesi önerilebilir. Gündüz yatıştırıcı ve dinlendirici (trankilizan), gece uyutucu (hipnotik) ilaçlar verilebilir. Gevşeme ve rahatlamayı sağlayan uğraşı ve yöntemler (relaksasyon, meditasyon, hipnoz,narkoz) uygulanabilir. Toplumsal, dinsel, ekinsel (kültürel), sanatsal, sportif uğraşı ve alışkanlıklara yönlendirilir.

ZORA KARŞI SÜREGEN TEPKİ

Önemli bir yaşam olaydan sonra görülen tepkiler aylar, yıllar içinde zincirleme sürebilir. Bunlar ruhsal alanda : Antisosyal davranışlar ve davranış bozuklukları, ilaç ve toksik madde bağımlılığı, psiko-nörotik ve psikotik bozukluklar düzeyinde olabilir. Örneğin : Yakın geçmişte yaşanılan Kore ve Kıbrıs savaşlarından dönen askerlerde değişik davranış bozuklukları görülmüştür. A.B.D. de Vietnam ‘dan dönen askerlerde görülen sorunlarla ilgili bir çok öykü yazılmış, sinema ve televizyon filmi yapılmıştır. Savaşların insanlar ve toplumlar üzerindeki etkileri yıllar boyu da sürebilir. 1876’da Osmanlı-Rus savaşı, Balkan savaşı, Çanakkale savaşı, Yemen savaşı öyküleri anılarla dededen torunlara aktarılarak yaşanmaktadır. II. Dünya savaşı sırasında toplama kamplarında karşılaşılan zorların, baskıları, kamplardan sağ çıkanlar üzerindeki etkileri değişik ve ruhsal ve psikosomatik hastalıklar türünde sürüp gitmektedir.



RUHSAL VE BEDENSEL HASTALIKLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER

-Ruhsal hastalık bedensel hastalıklara neden olabilir (alkolizm ve şizofrenide; K.C. bozukluğu, obsesif kompulsif nevrozlarda; deri hastalıkları gibi)
-Ruhsal hastalığı olanlarda ölüm oranı 3-4 kat yüksektir (kaza, özkıyım, başka hastalıklar nedeniyle).
-Organik hastalıklarda psikiyatrik belirti de vardır (anksiyete, depresyon, regresyon, hipokondri gibi). OBS de anlıksal (entellektüel) yetilerde bozulma en öndedir (diabet koması, üremi, K.C. koması, toksi-enfeksiyonlar).
-Organik hastalıkların sağaltımında kullanılan ilaçlar (narkotik, analjezik, iç salgı ürünleri ve yapay benzerleri, sitostatikler L.Dopa) ruhsal belirti ve hastalıklara neden olabilir.b
-Ruhsal hastalıkların sağaltımında kullanılan ilaçlar (nöroleptikler, lithium) kalıcı ekstrapiramidal bozukluklar, karaciğer, böbrek, tiroid işlev bozukluklarına neden olabilir.
-Kanserde ilk belirti çoğunlukla depresyondur. Yine kanser gibi, ykronik böbrek yetmezliği gibi ağır ve ölümcçül hastalıklarda psikiyatrik belirtiler sık ve yoğundur.
-B vitaminleri avitaminozunda; deliryum demans, depresyon, eksitasyon, paranoid durumlar görülebilir.
-İstenmiyen gebeliğin sonlandırılması, istenmeyen doğumdan sonra psikotik tepkimeler görülebilir.
-Açık kalp ameliyatları, göz ameliyatları, meme ve uterus alınması, organ kayıpları (ampütasyon) sonunda ağır psikiyatrik bozukluklar görülebilir (fantom sendromu).
-Ağır cinsel kimlik sapmalarında cinsel organın kesilmesi ya da düzeltilmesi istenebilir, ameliyat yapılabilir. Ameliyat sonunda ise ağır ruhsal bozukluklar ortaya çıkabilir.
-Benlik saygısı azalmış, kendine güveni sarsılan kimi kişiler plastik operasyonlar isteyebilir. Temeldeki sorun ruhsal kaynaklı olduğu için operasyon başarılı olsa bile devranış bozuklukları görülebilir.
-Yaralanma ve ölümle sonuçlanan kazalarda kaza yapan kişilerin önceki durumları incelendiğinde; depresyon, bilinç dışı suçluluk ve saldırganlık (özkıyım ve öldürme) eğilimlerinin yoğun olduğu görülmüştür. Otomobil yarışçısı, deneme pilotu, dalgıç, dağcı, akrobat gibi tehlikeli ve ölümle iç içe yaşanılan mesleklerin seçiminde de bilinç dışı saldırganlık ve kontrfobik özellikler belirgindir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder