13 Aralık 2010 Pazartesi

ERKEK GENİTAL SİSTEM ANATOMİSİ

ERKEK GENITAL ORGAN ANATOMISI
PENIS
Penisde üç erektil silindirik yapi bulunur.Penisin dorsalateralinde iki korpus kavernozum ve bunlarin ventral tarafta olusturdugu olukta korpus spongiozum bulunur.Simfizis pubis seviyesinden itibaren proksimale dogru korpus
kavernozumlar birbirinden ayrilarak krus penisi olustururlar, bunlar simfizis pubisle baglantilar kurar ve tuberositas iskiumun ön tarafinda kemik pelvise sikica yapisirlar.Korpus spongiozumun distale dogru uzantisi glans penisi olusturur ve korpus kavernozumlarin distal uçlarini sapka gibi kapatir.Korpus spongiozumun içinden üretra geçer.Korpus spongiozumun proksimal tarafi daha kalin olup urogenital diyafragmaya baglidir, üretranin bulbus kismini içerir ve kruslar arasinda kalan bu bölüme penis bulbusu ismi de verilir.
Penisin asici bagi linea alba ve simfizis pubisden baslar, yelpaze tarzinda uzanarak korpus kavernozumlarin fasyalari arasina katilir.
Penisin iki tür kas yapisi vardir.
1- Iskiokavernöz kas (Erektör penis):Bir çift olup tuberositas iskiumdan baslar ve kruslari sararak korpus kavernozumlara uzanirlar.Kavernoz cisimlere baski yaparak ereksiyona yardim eder.Bu kasin kontraksiyonuyla intrakavernoz basinç sistolik basincin üzerine çikar ve tam ereksiyon (rigit ereksiyon) olusur.Bu esnada kavernöz arterde kan akimi durur ve bunun kisa süreli olmasi doku hasari ve iskemi gelismesini önler.
2-Bulbokavernoz kas(ejekulatuvar ve iseme kasi): Bir çift olup perineumun ortasindan baslar ve iki taraftan gelen kas lifleri bir rafede birleserek bulbus üretra bölgesinde korpus spongiozumu tamamen sarar ve korpus kavernozuma dogru ilerler. Görmeyle cinsel uyari ve REM (Rapid Eye Movement) uykusu esnasindaki ereksiyon çalismalari,ereksiyon süresinde bulbo ve iskiokavernoz kaslarin birlikte hareket ettigini göstermistir.
Penisi örten kiliflar: (Içten disi dogru)
1-Tunika albuginea:Üç korpusu ayri ayri sarar.
2-Buck fasyasi:Olagan üstü saglam bir kilif olup yogun fibröz dokudan ibarettir.Proksimal tarafta penisi saglamca vucuda baglayacak sekilde urogenital diyaframa yapisir.Bu fasya korpus kavernozumlarla korpus spongiozum arasinda bir septa olusturarak kavernoz ve spongioz korpuslari 8 biçiminde sarar.Idrar ekstravazasyonu ve enfeksiyon için bir sinir olusturur.
3-Colles fasyasi:Skrotumun Colles , karin ön duvarinin Scarpa ve perineumun yüzeyel fasyasi ile devamliligi olan ve içinde yüzeyel kan damarlari bulunan yagsiz gevsek konnektif dokudur.
4-Dartos fasyasi:Cilde sikica tutunmus düz adele tabakasi olup skrotumun ayni isimli fasyasinin uzantisidir.
5-Penis Cildi:Kilsiz yagsiz ve oldukça gevsek yapida olup gerilmeye müsaittir.Glans penisin tabaninda sulkus koronariusdan itibaren bir katlanti yaparak prepusyumu (sünnet derisi) olusturur.
Penisin arteriyal sistemi:
Penisin arterial beslenmesi birkaç küçük skrotal ve epigastrik arterler hariç tümüyle internal pudental arterden olur.Internal pudental arter, arteria ilaka internanin (hipogastrik arter) bir dalidir.Ürogenital diyfragma seviyesinde internal pudental arter dört terminal dala ayrilir.
1-Bulber arter:Ince bir dal olup bulboz üretrayi,ve bulboz üretra bölümündeki spongioz cismi ve Cowper glandlarini kanlandirir,
2-Spongiozal arter (üretral arter):üretranin iki yan tarafinda üretrayi ve spongioz cismi besleyerek glansa dogru ilerler ve son uç dallari glans penisi kanlandirir.
3-Arteria dorsalis penis:Tunika albungineanin üzerinde Buck fasyasi altinda distale dogru uzanir. Iki arterin arasinda yeralan penisin tek dorsal veni ve sinirleri ile beraber nörovaskuler huzmeyi olusturur.Bu arter yolu boyunca korpus kavernozumun etrafindan korpus spongiozuma uzanan sirkumfleks dallar verir ve glansda kisa helisiyal arterler halinde son bulur.Ereksiyon esnasinda glans penisin kanlanmasi ve genislemesinden sorumludur.
4-Kavernozal arter : Genellikle arteria dorsalis penisin veya bazan internal pudendal arterin bir dali olarak çikar ve ereksiyon fizyolojisinde en önemli arterdir.Bir çift olup kavernoz cisimlerin içerisinde ve genellikle medial pozisyonda bulunur.Kavernoz cismi kanlandiran bu arter helisin arterler diye adlandirilan çok sayida spiral görünümlü dallara ayrilirlar.Bunlar dahada dallanarak endarterler verirler.Bunlarda ya dogrudan sunizoid bosluklara geçerler yada kapiller yatak olmadan arteriovenöz sant yoluyla venöz sisteme geçerler.
Penis venalari:
Penisten venöz bosalma dört ven yoluyla ve bunlarin çok sayida anastomozlariyla olur.
1-Yüzeyel dorsal ven:Buck fasyasinin üstünde bulunur, prepisyum ve penis derisinin venöz kanlarinin dönüsünü saglayarak eksternal pudental ven araciligi ile safenöz vene bosalir.Bu ven ile intermediet ven (derin dorsal ven) arasinda anastomozlar vardir.
2-Intermediet ven (Derin dorsal ven):Koronal sulkusta glans penisten gelen dallarla basliyarak nörovaskuler huzme içerisinde tek olarak proksimale dogru ilerler.Korpus kavernozumdan tunika albugineayi delerek çikan emisser venlerle ve kavernozal venle iliskilidir.Korpus kavernozumlarin yüzeyinde seyrederek korpus spongiozumdan gelen sirkumfleks venalarda bu derin dorsal vene açilarlar. Böylece glans penis, korpus kavernozumun ve spongiozumun bir kisminin venöz kanlarini ya kavernöz venle birleserek internal pudental vene yada dogrudan preprostatik (Santorini) pleksusa bosalirlar.
3-Kavernoz ven:Korpus kavernozumlarin kanini bosaltan asil ven budur.Bu ven ayrica bulber bölüme kadar olan korpus spongiozumun distal bölümünün venöz kanlarini tasiyan üretral venle çok sayida anastomzlarla birleserek internal pudental vene açilir.
4-Bulber ven: Korpus spongiozumun proksimal kisminin kani bu ven aracaligi ile internal pudental vene bosalir.
Penisin Sünizoidal Yapisi:Iç yüzleri endotelle döseli ve çevresi düz kas demetleri,kollajen ve elastik lifleri,çesitli vaskuler yapilari ve sinirleri ihtiva eden dokularin olusturdugu sünizoid bosluklardir.Sünizoidal yapilarda vaskuler direncin azalip arteriyel kan girisinin artmasi sonucunda ereksiyon olusur. Ayrica ereksiyonda pasif venöz okluzyonun, ereksiyonun vaskuler mekanizmasina yardimci oldugu düsünülmektedir.
Penisin lenf kanallari:Penis cildinin lenfatik kanallari yüzeyel inguinal ve subinguinal lenf nodlarina, glans penisin lenfatik kanallari subinguinal ve eksternal iliak lenf nodlarina ve diger penis dokularininkiler internal iliak (hipogastrik) ve komün iliak lenf nodlarina drene olurlar.
Penisin innervasyonu: Asagidaki sekilde özetlenmistir.Otonom ereksiyon merkezleri spinal kordun T11 - L2 ve S2-4 seviyesinde intermediolateral nukleuslarda yerlesmistir. Torakolumbar seviyedeki sempatik lifler inferior hipogastrik pleksusa baglanir.Sakral seviyedeki parasempatik lifler pelvik pleksusa baglanir,ayrica bu pleksusa inferior hipogastrik pleksusdan bazi liflerde katilir.
Penisin otonom ve somatik sinirleri
Somatik motor sinir merkezi S 2-4 segmentlerin ön boynuzundaki Onuf nukleusunda bulunur,pudental sinir yoluyla iskiokavernöz ve bulbokavernöz kaslara ulasir. Ayrica bu sinirde somatik duyusal liflerde bulunur ki bunlar penis derisi ve glans penisdeki reseptörlerden baslayarak dorsal penis siniri vasitasiyla pudental sinire ulasir.Pudental sinir nörovaskuler hüzme içinde internal pudental artere eslik ederek seyreder.
Nervus errigentes(N.pelvikus):Medulla spinalisin S 2-4 segmentlerindeki ön boynuzdan çikan pelvik pleksusa gelen preganglionik lifler olup duyusal lifleri de içerirsede daha çok parasempatik lifleri ihtiva eder. Nervus errigentesle preganglionik parasempatik lifleri alan pelvik pleksusa, hipogastrik sinirlede inferior hipogastrik pleksustan sempatik lifler katilir.Pelvik pleksusdan çikan nervus kavernozus vezikuloseminalis ve prostat glandinin posterolateralinden geçerek bulboz üretraya kadar üretraya eslik eder ve kruslardan korpus kavernozumlara girer.Bir çift olan bu sinir lifleri prostatik üretrada saat 5-7 , membranöz üretrada 3-9 ve bulböz üretrada 1-11 hizalarinda bulunur. Ereksiyondan asil sorumlu olan bu sinir hem kavenöz hem spongioz cisimleri innerve eder.
Refleks, psikolojik ve nokturnal olmak üzere üç ereksiyon çesidi bilinmektedir.Refleks ereksiyon genital stimulasyonla baslar , bu tip ereksiyonu kontrol eden aferent lifler pudental sinir,eferent lifler kavernöz sinir içerisindedir. Bu söz konusu sinir lifleri servikal spinal kord lezyonlu hastalarda korunabilir. Psikolojik ereksiyon görme, isitme uyarilari ya da fantaziler sonucu olusan çok karmasik bir olaydir. Nokturnal ereksiyon genellikle REM ( Rapid Eye Movement) uykusu esnasinda meydana gelir ve nokturnal penil tümesans testiyle saptanarak organik ve psikojenik impotansin ayrilmasinda kullanilir.

SKROTUM
Kivrimli , killi ve sebesial bezleri ihtiva eden skrotum cildi altinda penisdekinin devami olan dartos fasyasi bulunur. Bu fasya areolar doku içinde, bölümler halinde isiya duyarli düz kas lifleri bulunan bir tabakadir. Skrotumun büyüklügü bu dartos fasyasinin faaliyetine baglidir.Bu faaliyet soguk ve sicaktan etkilenerek skrotumun yüzeyini degistirir ve spermatogenez için gerekli olan 32-33 o C lik skrotal isi ortami saglar. Colles fasyasi penis,perine ve kasik bölgesinin yüzeyel ve karin ön duvarinin Scarpa fasyasiyla devam eder ve dartos fasyasiyla beraber skrotumu iki bölüme ayiran septumun yapisina katilir.Colles fasyasinin altinda testislerin skrotum lojuna inisi sirasinda karin ön duvarindan ayrilarak olusan üç fasya bulunur.
1-Eksternal spermatik fasya:Ince olup M.oblikus eksternus abdominus apanevrozunun devami olup skrotal septumun yapisina katilir.
2-M.kremaster:M.oblikus internus kas liflerinden ayrilir. Spermatik kordonu ve testisleri ayri kopartmanlar halinde sarar, kremasterik refleksle kasildiginda testisleri yukari çekerek dis etkilerden korur.
3-Internal spermatik fasya:M.transversus abdominis fasyasinin devamidir.
Tunika vaginalis:Skrotum içinde prosessus vaginalis olarak devam eden, karin boslugunun ön ve arkasindan gelen parietal peritonun inguinal kanaldan geçmesiyle (normalde kanal içinde iki periton yapragi kapanir) olusur.Tunika vaginalisin visseral yapragi testisi iki yan ve ön taraflarindan ve kismende epididimisi sarar,parietal yapragi ile arasinda bir miktar sivi bulunur.
Skrotumun kanlanmasi internal pudental arter ve femoral arterin bir dali olan eksternal pudental arterden olur.Venlerde bu arterlere eslik eder.

TESTİS
Boyutlari ortalama 4x3x2.5 cm olan testis üç kilifla sarilidir; dista tunika
vaginalisin visseral yapragi, ortada tunika albuginea ve içte tunika vasküloza. Tunika vaginalis testisi ön ve yan taraflarindan sarar ve bu seröz visseral yaprak skrotal duvardan testise dogru uzanan parietal yaprakla devam eder.Tunika albugineada kollajen doku arasinda çok sayda düz kas hücreleri de bulunur.Bu düz kas hücreleri kapsüle kaslabilme yetenegini verir.Tunika albuginea, testisin mediastinumundan içeri septalar göndererek testisi ortalama 250 lobüle ayirir ve her lobülde en az iki seminifer tübül bulunur. Testisin üst kutbunda siklikla sapli veya sapsiz kistik bir çikinti biçiminde appandiks testis bulunur. Testis arka ve yan taraftan epididimise yapisiktir.
Seminifer tübüller, lobül içinde genellikle her iki ucu rete testisde sonlanan uzun V seklinde bulunur.Bir testisde bulunan 600-1200 seminifer tübülün toplam uzunlugu 250 m kadardir. Seminifer tübüller mediastinum testiste birlestikten sonra meydana gelen eferent duktuslar vasitasiyla epididime drene olurlar.
Testisin hiç somatik innervasyonu yoktur fakat buna karsin intermezenterik sinirler ve renal pleksusdan gelen sinirlerle sempatik -adrenerjik innervasyonu vardir.
Testisin beslenmesi üç arterle olur; 1-internal spermatik arter, böbrekle müsterek embriyolojik orijinden dolayi renal arterin hemen altinda aortadan çikar. 2- deferensiyal arter,Inferior vezikal arterin bir dali olup vaz deferense yakin temasta seyreder ve 3- eksternal spermatik (kremasterik) arter, Inferior epigastrik arterin bir dali olup inguinal kanal içinden geçerek tunika vaginalisin pariyetal yapragi arasindan testis ve epididimisin kapiller ag yapisina katilir.Bu kaynaklardan gelen arter dallari tunika vaskulozayi olusturur. Tunika vaskulozadan çikan arterial dallar testis içerisinde interlobüler arteriol ve kapillere ayrilarlarak interstisyel doku sütunlari içerisinde bulunurlar. Testisin venöz direnaji dogrudan pampiniform pleksusa veya kremasterik vene açilir. Vena kremasterika kismen pampiniform pleksusla baglantiliysada çogunlukla eksternal iliak, femoral ve internal pudental venlere birçok yan dallarla baglanir. Pleksus pampiniformisden çikan vena spermatika interna, solda vena renalise sagda vena kava inferiora dökülür.
Testiküler vaskularizasyonun özellikleri sunlardir.
--Testisin arterleri parankim içine girmeden önce testisin yüzeyi üzerinde bir seyir takip ederek tunika vaskulozayi olusturur.
--Venöz pleksus içerisinde seyreden ince kivrimli arteriyel düzenlenmesi vardir.
--Testikular arterlerin terminal dallari tunika vaskulazadan testis içine dogru esit dagilim gösterir.
testiküler vaskularizasyonun bu özellikleri,hem testis iç isisini 32-34oC de tutmak için testiküler arter ve ven arasinda isinin karsilikli degisimiyle arterial kanin sogutulmasina, hem de tüm testis dokusuna kanin esit sekilde dagilmasina uygundur.testiküler vaskularizasyonun bu sekilde düzenlenmesi ayrica venlerden arterlere küçük moleküllerin degisimine imkan verir.Örnegin testosteron pasif difüzyon denilen bir konsantrasyon limiti yoluyla venden arter içine tasinir.
Spermatik kord içerisinde yogun lenfatik kanallar bulunmaktadir. Bu kanallari olusturan lenf kapillerleri intertübüler mesafeden baslar ve seminifer tübüllerle iliskisi yoktur, zira lenfatik kanallarin obsturuksiyonu halinde interstisyumdaki lenf kapilerleri dilate olurken seminifer tübüller dilate olmaz.
Sertoli ve germ hücrelerinin içinde bulundugu ekstraselluler sivi, rete testis sivisini olusturmak üzere seminifer tübüllerden gelir ve kaput epididiymis içerisine geçer. Hem seminifer tübülulerden hem de rete testis içerisindeki kanal hücrelerinden sekrete oldugu düsünülen bu sivi spermatozoa için uygun ortam saglar.Iki sertoli hücre membranin dar kavsaginda kan - testis bariyeri mevcuttur. Bu bariyerdan dolayi intravenöz verilen bir çok maddenin testiküler lenf sivisi içerisine geçerken rete testis sivisina geçememektedir.Böylece bu bariyer genetik yapiyi her türlü zararli etkilerden korur.
Testiküler volumün takriben %34 ünü teskil eden interstisyumda, kan ve lenf damarlari,fibroblastik destek hücreleri, makrofajlar,mast hücreleri ve leydig hücreleri bulunur.Leydig hücrelerinden üretilen baslica steroid testosteron olup kollesterolden mitokondri içinde yapilir.Testosteron üretiminde LH'nin düzenli etkisi sözkonusudur.
Erkeklerin periferal kanindaki testosteron konsantrasyonu hayat süresince degisiklik gösterir. Intrauterin hayatin 12 ve 18 inci haftalari arasinda testosteron en yüksek (ortalam 275 ng/ dl.) seviyededir , doguma kadar azalir (ortalama 25 ng / dl) ve dogumdan sonra ikinci aya kadar tekrar en yüksek (ortalama 275 ng / dl) seviyeye ulasir. Prepubertal dönemde oldukça düsük seviyede bulunurken pubertel dönemde(12-17 yas) yükselerek en yüksek seviyelere ulasir ve adult dönemde (30-40 yas) bu seviyelerde devam eder .Ihtiyarlik döneminde (50 yastan sonrasi) biraz azalarak düz bir plato gösterir (ortalama 350 ng/dl).
Ilave olarak periferal kandaki testosteron konsantrasyonlari yillik(kisin yüksek,yazin düsük) ve günlük (sabahin erken saatlerinde en yüksek) ritimlerle degisen düzensiz inis ve çikislar gösterir. Hayat süresince testosteron üretimindeki artis gösteren periyodlar su dört gelismenin olusumuyla yakindan ilgilidir; birincisi -fötal reproduktif traktin belirginlesmesi ve gelismesi, ikincisi -puberte ve adult hayatta uygun cevap verebilecek androjene bagimli hedef dokularin belirlenmesi ve gelismesi , üçüncüsü-pubertede erkek maskulinizasyon ve dördüncüsü- eriskin yasta androjene bagimli dokularin fonksiyonlarinin idamesi. Testosteron üretimindeki bu geçici degisiklikler kismen hipofiz glandi ve testis arasindaki kompleks iliskiyi yansitir.
Seminifer tübüller germinal elementleri ve destek hücreleri ihtiva eder.Destek elementleri , basal membran ve sertoli hücrelerinden ibarettir. Sertoli hücresi, seminifer tübülün bazal membranina oturur ve sitoplazmik çikintilarini tübül lümeninine dogru uzatir. Germinal hücreler bu sitoplazmik uzantilar arasinda bulunur. Diferensiye olmayan spermatogoniumlar seminifer tübüllerin bazal membranina yakin, daha geliskin olan spermatositler ve spermatidler ise lümene daha yakin seviyelerde bulunurlar.Sertoli hücresi rete testis sivisinin büyük çogunlugunun kaynagidir.Sertoli hücresi sekretuvar ürünleri inhibin ve androjen bagliyan proteinlerdir (ABP). Bu protein androjenin tasiyicisi olarak görev yapar.Testosteron ve FSH, ABP üretiminin regulasyonunda önemli rol oynar. Seminifer tübülinin germinal epitelyumu insanda bir günde ortalma 123 milyon spermatozoa üretir. Spermatogenezis denilen spermatozoa üretim islemi genel olarak üç fazdan ibarettir. Sayica yerine koymak (temel hücresini yenilemek) için ve spermatosit olacak genç hücreleri olusturmak için spermatogonianin ikiye bölnmesine proliferatif faz , spermatositlerin haploid spermatidleri meydana getiren mayotik bölünmesine mayotik faz ve matür spermatozoa olusturmak için spermatidlerin biçim ve büyüklük bakimindan metamorfoza ugramasina spermiogenetik faz denilmektedir. Bir tek spermatogoniumun spermatozoona farklilasmasi için gerekli olan ortalama 64 gün içinde spermatogenezisin proliferatif fazi 4 defa baslar , yani seminifer epitelyumun bir siklusu 16 günde bir yeniden tekrarlanir.Bu sebeble spermatogenezisin herhangi bir safhasindaki bir hücre bu 64 günlük süre içerisinde 4 defa görülür.

PROSTAT GLANDI , SEMINAL VEZIKÜL VE COWPER GLANDI
Fizyolojik fonksiyonlari tam olarak bilinmiyen prostat , vezikuloseminalis ve bulboüretral (Cowper) glandin sekresyonlari seminal plazma ve onun kimyasal elementlenin büyük çogunlugunu teskil eder. Bazi hayvanlarda epididimisden çikartilan spermin ovumu dölleme kabiliyetine sahip oldugu belirtilmistir, bundan dolayi prostatik ve seminal vezikül sekresyonlariyla temasa geçmeyen spermatozoanin dölleme kabiliyeti vardir. Seminal plazmanin dölleme için mutlak gerekli faktörleri ihtiva etme ihtimalinin azligina ragmen,söz konusu sekresyonlarin spermin hareketlilik ve canliligi yaninda erkek ve disi üreme kanallarinda spermin tasinmasi için gerekli oldugu düsünülmektedir.
Seminal plazmanin dölleme için bu önemli rolüne ilaveten aksessuvar glandlarin sekresyonlari üretra araciligi ile ulasabilecek patojenlerden ve diger zararli diskaynakli faktörlerden genitoüriner sistemi korumak gibi fizyolojik olaylarada katkida bulunur. Anatomik olarak prostat ve veziküloseminalis mesane ve ejekulatuvar kanal girisinde savunma pozisyonunda bulunur. Ayrica sekresyonlarinin devamli alkali PH da bulunmasi bu konuda aktif rol oynayabiyecegini akla getirmektedir. Prostat glandi tabani yukarda koni biçiminde olup glanduler ve fibromuskuler yapida sekretuvar bir organdir. Tabaninda transvers olarak 3.5cm.vertikal ve sagital olarak 2.5 cm.boyutlarinda ve yaklasik 18 gr agirligindadir. Önünde simfizis pubis, arkasinda rektumun ampullasi, üstünde mesane tabani ve apeks tarafinda urogenital diyafragma bulunur.Glandi rektum tarafindan saglam bir fasya olan Denonvillier fasyasi ayirir.Simfizis pubisle prostat glandi arasinda Santorini venöz pleksusu bulunur.Prostat glandi puboprostatik ligamentle pubise baglidir.Glandin fibromuskuler stromasi dogrudan mesane boynu düz kaslariyla devam ederken diger taraftan glandin çevresinde yogunlasarak fibröz prostat kapsülünü olusturur.Bunun disinda endopelvik fasyadan gelismis diger bir prostat kilifi bulunur. Prostat glandi uzun kolumnar sekretuvar epitelyal hücrelerle sinirli alveollerden ibarettir. Bu alveoller ve kanallari fibromuskuler stroma içine gömülüdür.
Prostatik loblar hakkindaki görüslere geriye dogru bakildiginda eski kavram kargasasi, gerçek prostat glandinin anatomisi ve hiperplastik degisiklige ugrayan prostat glandinin yapisi arasindaki çeliskiden kaynaklanmaktadir.Siklikla ürologlar , benign prostat hiperplazisinde (BPH de) orta ve lateral lokalizasyonda ortaya çikan nodülleri orta ve lateral lob olarak degerlendirirler. Fakat bu loblar normal anatomik yapiyla ilgili degildir, sadece BPH da olusan gelismeyle ilgilidir. Prostat glandini iç ve dis zon gibi keyfi bölümlere ayirmaktan ziyade Mc Neal'in (1981) belirtigi gibi glandin morfolojik, fonksiyonel ve patolojik önemine göre 5 farkli zona ayirmak daha uygun olmaktadir. Bu tanimlamayi anlayabilmek için prostatik üretranin düz bir boru olmadigini bilmek önemlidir. Prostatik üretra, prostat glandinin apeksi ve mesane boynu arasinda orta noktasinda öne dogru 35o açi yapacak tarzda bükülüdür.
1- Anterior fibromuskuler stroma; prostat glandinin tüm ön yüzünü kaplayan kalin konnektif doku tabakasidir. Proksimalde mesane boynundan baslayarak üretrayi çevreleyen düz adale tabakasinin bir uzantisi olup mesane boynunda internal sifinkterle birlesir. Bu anterior fibromuskuler stroma glanduler elementlerden tamamen yoksundur.
2-Periferal zon; Prostat glandinin en büyük anatomik bölümüdür. Tüm glanduler dokunun takriben % 75 ini ihtiva edip kanallari verumontanumun iki yanindan üretraya açilir ve prostat karsinomasi bu zondan gelisir.
3-Santral zon; Tüm glanduler dokunun takriben %20'sini ihtiva eder, ejekulatuvar kanallarin etrafinda bulunur.Kanallari ejekulatuvar kanallarin yaninda üretraya açilip verumontanumun proksimalinde dar bir sahada üretrayla temasta olup tepesi verumontanum tarafinda kaidesi mesane tabaninda olan bir koni biçimindedir. Histolojik olarak seminal vezikule benzeyen bu zonun Wolff kanali orijinli olabilecegi düsünülmektedir. Bu ihtimal hem seminal vezikül hemde santral zonda karsinomun nadiren meydana gelmesinin sebebini açiklar.
4-Preprostatik sifinkter (veya zon); Hem glanduler hemde muskuler elementlerin düzenlenmesi bakimindan en karmasik olan zondur.Bunun asil bölümü tüm preprostatik üretrayi çevreleyen silindir seklindeki düz kas lifleri olup ejekulasyon esnasinda meninin mesaneye kaçmasina engel olur.Bu düz kas sifinkterinin iç tarafinda tüm glanduler dokunun % 1'inden daha azi bulunur ve BPH gelismesi halinde bu düz kas silindiri yanlardan glandlarin genislemesini sinirladigi için mesane boynuna dogru büyür (BPH'de median lop).
5-Transisyon zonu; Prostatik üretranin ortasinda proksimal ve distal bölümlerin birlestigi bölgede küçük bir grup glanddan olusur ve tüm glanduler doku kitlesinin % 5 inden daha azini ihtiva eder.Büyüklük ve fonksiyonel olarak önemsiz olmasina ragmen BPH olusumunda diger zonlardan daha fazla yer alir.
Prostat glandinin organizasyonu , jelatin içine gömülmüs bir üzüm salkimina benzer.Üzüm tanelerinin her biri asinileri temsileder ve dallanmis kanallar sistemiyle prostatik üretraya açilir. Jelatin ise fibromuskuler, vaskuler ve konnektif dokuya benzetilmektedir. Prostat glandinin konnektif doku elemanlari ve hücresiz stromasi ekstraselluler matriksi olusturur. Ekstraselluler matriks bir destekleyici yapi iskeleti olmaktan uzaktir, zira hücresel islemlerin kontrol ve gelismesinde merkezi bir rol oynadigi gösterilmistir.
Prostat glandinin arteriel beslenmesi a.iliaka internadan (a.hipogastrikadan) çikan a.pudenta interna ve a.vezikalis inferiorun dallarindan ve ayrica orta hemoroidal arterden de gelen dallarla olur. Prostat glandinin venleri preprostatik pleksusa (Santorini) açilir buraya ayrica penisin derin dorsal veni de açilir.Bu pleksus presakral vertebral pleksuslarla anastomoz yapar.Bu anatomik yapi prostat kanserinin erken vertebral yayilimini açiklar.Bu pleksusulardan çikan venöz kanallar arterlere eslik ederek internal iliak vene bosalirlar.
Prostat glandinin lenfatik kanallari internal iliak (hipogastrik) sakral, vezikal ve eksternal iliak lenf nodlarina drene olurlar.
Prostat glandinda hem sempatik hemde parasempatik sinir lifleri bulunur.Sempatik lifler hem glanda hemde preprostatik sfinktere dagilir. Parasempatik lifler anterior fibromuskuler stromaya dagilir. Bu yapi detrusor kas lifleriye devam ettiginden prostatik üretranin üriner sfinkter fonksiyonuna katilimini saglar.
Seminal veziküller vaz deferensden olusan ikiye ayrilan genis pos olarak meydana gelirler.Mesane tabanin arkasinda ortalama 6 cm uzunlugunda 1 cm genisliginde glanduler organlardir.Her iki seminal vezikül vaz deferensle birleserek ejekulatuvar kanali olusturur.
Vezikuloseminalisler vizköz sekresyonu bulunan tübüloalveollerden ibaret olup sekresyonlari seminal plazmaya katkida bulunur.Seminal veziküller sperm deposu degildirler.
Seminal vezikülün vaskuler ve lenfatik kanallari prostat glandininkilere benzer.
Seminal veziküller baslica sempatik sinir lifleriyle innerve olur.
Cowper (bulboüretral)gland bir çift bezelye biçiminde urogenital sinus içinde prostat glandinin altinda bulunan birlesik tübüler glandir. Kompozisyonu ve fonksiyonu tam anlasilamiyan sekresyonlarini üretra içine salarlar.
Littre glandi olarak isimlendirilen çok küçük üretral glandlar penil üretra boyunca siralanmislardir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder