12 Aralık 2010 Pazar

anatomi- baş ve yüz bölgesi yüzey anatomisi

BAS BÖLGESI YÜZEY ANATOMISI
Kafatasi’nin yüzey anatomisi;
Kafatasi birkaç kemigin birlesmesi ile olusan (frontal, parietal, temporal ve occipital kemikler gibi) ve beyni koruyan iskelet çatidir. Içerisinde yer alan beyni koruma görevi son derece önemlidir. Bu nedenle, kafatasini olusturan kemikler ve bu kemiklerin yüzey anatomisinin bilinmesi önemlidir.
Dogumda calvaria adini verigimiz kafatasi kubbesini olusturan kemikler henüz gelisimini tamamlamamistir. Bu nedenle aralarinda FONTANEL (bingildak) denen fibröz bag doku membranlarla örtülü bosluklar bulunur. Bunlarda iki tanesini yenidogan ve süt çoçuklarinda görmek ve hissetmek mümkündür. Baklava biçimli ön fontonel (fonticulus anterior) frontal kemiklerle (bebekte henüz iki parçadir) parietal kemikler arasinda yer alir. Parietal kemiklerle oksipital kemik arasinda bulunan posterior fontanel (fonticulus posterior) ise üçgen sekillidir. Lateral fontaneller önde ve arkada ikiser adettir. Önde bulunan fonticulus anterolateralis frontal ve parietal kemiklerle sfenoid kemigin ala major’unun birlesme noktasinda bulunur ve m. temporalis tarafindan örtülü oldugundan elle hissedilebilmesi pek mümkün degilir. Arkada olan fonticulus posterolateralis ise temporal, parietal ve occipital kemiklerin birlestigi yerde bulunur ve genellikle elle hissedilebilir.
KLINIK BILGI: Yenidogan ve süt çoçuklarinda ön fontanel 12-15. aylarda kapanir (Daha erken olabildigi gibi 18. aya kadar da uzayabilir). Diger fontaneller ise daha erken kapanirlar. Bu yas grubu çoçuklarda ön fontanelin ve suturalarin genisliginin degerlendirilmesi son derece önemlidir. Nadir olarak dogumda fontanel kapali olabilir, bu durumda suturalarin açikligi ve bas büyümesi dikkatle takip edilmelidir. Ön fontanel açik oldugu sürece gerginlik derecesinin incelenmesi önemlidir. Bebek agladiginda fontaneller siskin bir görünüm alabilirler. Ancak, fontanelin kabarik ve gergin olarak ele gelmesi menenjitiin de çok önemli bir bulgusudur. Hidrosefali, subdural hematom, A hipervitaminozu gibi kafa içi basincini arttiran durumlarda da fontanel kabarik olur ve pulsasyon alinir. Ön fontanel genellikle 2 yasina kadar kapanmalidir; kapanmadigi durumlarda, hidrosefali, rasitizim gibi durumlardan süphelenilir. Fontanelin çökük olmasi ise dehidratasyonun degerlendirilmesinde son derece önemlidir.
SCALP’IN YÜZEY ANATOMISI;
Calvaria’yi örten 5 tabakali yapiya SCALP diyoruz. Bu kelimedeki her bir harf scalp’in bir tabakasini ifade eder;
S; Deri (Skin)
C; Connective tissue (fibröz bag doku)
A; Aponeurosis epicranialis (önde m. frontalis, arkada m. occipitalis ve aralarinda galea aponeuritica’dan olusan tabaka)
L; Loose connective tissue (Gevsek bag doku)
P; Pericranium (kafatasinin periostu).
Ilk üç tabaka birbirine sikica tutunmustur (scalp proper) ve 4. tabakanin gevsek süngerimsi yapisi nedeniyle birlikte hareket edebilirler.
Scalp kanlanma yönünden çok zengindir; a. carotis externa dallari; a. occipitalis, a. temporalis superficialis, a. auricularis posterior ve a. carotis interna’nin dallari; a. supratrochlearis ve a. supraorbitalis (daha çok alin bölgesini) scalp’i besleyen temel arterlerdir. Scalp venleri arterlere yandas olarak seyrederler.
KLINIK BILGI; Scalp’in deri tabakasinda kil folikülleri, ter ve yag bezleri bulunur. Yag bezlerinin tikanmasina bagli olarak gelisen “sebaceus kistler” scalp’de sik görülen lezyonlardir. Tamamen çikarilmadikça tekrarlayabilirler.
Scalp’in özellikle ilk 3 tabakasindaki zengin kanlanma nedeni ile scalp’in kesici yaralanmalarinda kanama fazladir ve yaraya erken dönemde müdahale edilmezse önemli düzeyde kan kaybi gerçeklesebilir. 3. tabakadaki m. occipitalis ve m. frontalis’in epicranial aponeurozu germesine bagli olarak scalp yaralanmalarinda yara uçlari birbirinden uzaklasir. Bu nedenle, 3. tabakayi da kapsayan yaralanmalarda yaranin derin sütür ile kapatilmasi gerekir.
YÜZ BÖLGESI YÜZEY ANATOMISI
Hekim-hasta iliskisinde göze çarpan ilk yer hastanin yüzüdür. Yüz bölgesinin yüzeysel anatomisinin bilinmesi bu nedenle son derece önemlidir;
Yüz Bölgesi Kemik Olusumlari
Yüzde bulunan pek çok kemik yapi kolaylikla gözlenebilir veya palpe edilebilir. Ancak yüzde meydana gelen travmalarda dokularda olusan sislik kemik yapilarin incelenmesini güçlestirebilir.
Orbita;
Yüz bölgesinde kolaylikla palpe edilebilen bir yapi orbita kenarlaridir (morgo orbitalis). Orbita degisik kemiklerin bir araya gelmesi ile olusan, göz küresini ve adnekslerini içeren bir iskelet boslugudur. Orbitanin dis kenarini palpe ederek os zygomaticum, iç kenarini palpe ederek os ethmoideum, üst kenarini palpe ederek frontal kemik ve alt kenarini palpe ederek maxilla hakkinda bilgi sahibi olabiliriz. Orbita kenarlarinin çepeçevre palpe edilmesi pek çok patolojinin ayirici tanisinda da yardimci olur (Örnegin orbitanin tabaninda kirilmaya neden olan orbitanin patlama kirigi, zygomatik kemigin çökme kiriklarindan ayrila bilir). Orbita kenarlari muayene edilirken iki taraf mutlaka karsilastirilmalidir.
Orbita kenarlari palpe edilirken, burun kanadindan ayni taraftaki gözün dis canthus’una dogru çizilen bir noktanin yaklasik olarak ortalarinda foramen (incisura) infraorbitalis’i hissedilir. Bu bölgeye basi uygulandinda bu delikten geçen n. infraorbitalis’de sinir basisi hissi uyandirabilmek mümkün olur. Üst kenarda ise orta hattin yaklasik 2.5 cm lateralinde foramen (veya incisura) supraorbitalis hissedilir (hastanin üç parmagini alir, birincisini orta hatta yerlestirirseniz, üçüncü parmak buraya denk düsecektir).
Arcus zygomaticus;
Yüz bölgesi yüzey anatomisinde önemli yeri olan bir diger kemik olusumdur. Zigomatik kemigin proc. temporalis’i ile, temporal kemigin proc. zygomaticus’unun birlesmesi ile olusmustur. Üstte bu kemik yapiya tutunan fascia temporalis üst kenarin palpasyonunu güçlestirir, bu nedenle alttan hissetmek daha kolaydir. Arkada tragus seviyesinde baslar öne ilerledikçe biraz daha asagiya iner.
Proc. mastoideus;
Kulagin hemen arkasinda SCM’nin yapistigi, içerisinde orta kulakla baglantili mastoid hava bosluklarini içeren proc. mastoideus bas bölgesindeki bir diger yüzeysel kemik olusumdur.
Mandibula;
Mandibula yüz iskeletinin en büyük kemigidir. Çigneme, yutma, konusma, ve yüz görünümünde önemli bir yeri vardir, çene kiriklari, tümörleri ya da enfeksiyonlarinda bu fonksiyonlar bozuldugu gibi fizik görünüm de etkilenir.
Yüzün alt bölümünde bulunan mandibula’nin alt kenari ve angulus mandibulae kolaylikla palpe edilir. Alttaki 2 cm’lik bir bölümü disinda ramus mandibulae’yi hemen hemen tamamen örten gl. parotis mandibula’nin bu bölümünün kemik detaylarini maskeler. Mandibula’nin kolaylikla hissedilebilecek bir diger noktasi, önde çenenin en çikintili bölümünü olusturan protuberantia mentalis’dir.
Art. temporomandibularis;
Caput mandibulae ile temporal kemigin fossa mandibularis’ i arasindaki eklemdir. Eklem boslugu bir discus articularis araciligiyla ikiye ayrilmistir. Agiz kapaliyken, caput mandibulae kulagin tragus’unun hemen önünde, arcus zygomaticus’un altinda hissedilir. Ancak agiz açildiginda, mandibula basi öne dogru hareket ederek tuberculum articulare’nin altina gelir ve yüzde arcus zygomaticus’un altindaki hafif bir sislik olarak görülür. Çene kapatildiginda mandibula basi tekrar fossa mandibularis’e döner. Bu eklemin muayenesi için hasta oturur, hekim arkasina geçip hastaya agzini açip kapamasini söyler ve her iki tarafta temporomandibuler eklemi palpe eder. Eklemin incelenmesi; mutlaka disleri ve isirma hareketinin incelenmesini de içermelidir. Önde üst kesiciler, alt kesicilerin kismen üstüne binmeli, arkada ise premolar ve molar disler ayni seviyede olmalidir.
Yüz Bölgesi Kaslari
Mimik Kaslari;
Etkilerini direkt olarak yüz derisinde gösteren ve n. facialis adi verilen kranial sinir tarafindan innerve edilen yüzeysel kaslardir. Daha çok yüzde bulunan üç temel yapi, agiz, gözler ve burun çevresinde yerlesim gösterirler. (M. orbicularis oculi, m. orbicularis oris, m. frontalis, m. risorius, mm. zygomaticus major ve minor, m. nasalis, m. levator ve depresor anguli oris, m. levator labii superioris, gibi mimik kaslarini hatirlayiniz).
Yüzün mimik kaslarinin yüz mimiklerinin olusumu disinda da son derece önemli islevleri vardir. Örnegin m. buccinator, yanagin temel kasidir ve yiyeceklerin vestibulum oris dedigimiz disler ve yanaklar arasindaki agiz bölümünden, cavitas oris proprium adini verdigimiz asil agiz bosluguna geçmesini saglar ve dis hijyeninde önemli rol oynar. Yüzün mimik kaslarinin bir diger görevi ise larynx’de ses olusumu (phonation) gerçeklestikten sonra sesin modifiye edilerek sekillendirilmesinde (articulation) pharynx, yumusak damak (palatum mollae) ve dil ile birlikte rol oynamasidir.
Çigneme kaslari;
Geneliklle çigneme kaslari olarak ; 1) m. massater, 2) m. temporalis, 3) m. pteyrgoideus lateralis ve 4) m. pterygoideus medialis, tanimlanir. Oysa mandibula altinda bulunan hyoid üstü kaslardan m. mylohyoideus, m. digastricus’un venter anterior’u da mandibula’nin açilmasinda ve çigneme hareketlerinin dengelenmesinde önemli rol oynarlar. Yukarida adi geçen tüm kaslar n. trigeminus’un (5. cranial sinir) mandibular dali tarafindan innerve edilirler. Ilk üç kas çeneyi kapatip, mandibula basini fossa mandibularis’e geri çekerken digerleri çenenin açilmasini saglarlar.
M. pterygoideus lateralis ve medialis derinde yerlesmis kaslardir ve yüzeyden palpe edilemezler. Temporal kemikten yelpaze seklinde baslayip asagida mandibula’nin proc. condylaris’inde sonlanan m. temporalis’i ve arcus zygomaticus’dan baslayip angulus mandibula’ya dogru oblik bir seyirle uzanan m. masseter’i ve hyoid üstü kaslardan m. mylohyoideus ve m. digastricus venter anterior’u rahatlikla palpe etmek mümkündür.
Yüz Bölgesi Damarlari
Yüz de tipki scalp gibi yogun bir arteryel beslenmeye sahiptir. Iki tarafta bulunan damarlar arasinda son derece iyi gelismis bir anastamoz sistemi bulunur. Bu nedenle, a. facialis veya dallarindan biri kesilirse kesigin her iki ucundaki damardan pulsatil (kalp atimina eslik eden) kanama görülür.
Yüzü besleyen en temel damar a. facialis’dir. Angulus mandibulae’nin hemen arkasinda a. carotis externa’dan ayrilir, gl. submandibulare’nin arkasindan dolanir (ve bezi besler) ve daha sonra m. massater’in ön kenari hizasinda mandibula’nin alt kenarini dönerek yüze ulasir. Çene sikica kapatildiginda m. massater ön kenari ile mandibula’nin kesisme noktasinda arterin pulsasyonu alinabilir. V. facialis artere eslik eder. Yüzde meydana gelen enflamasyonlarda, bu noktada ele lenf bezi gelebilir. Mandibula’dan itibaren düzensiz bir seyir izleyerek gözün iç canthus’una kadar ilerleyen a. facialis seyri sirasinda, dudaklara ve burna giden dallar (a. labialis inf. ve sup. gibi).
Yüz bölgesinin bir diger önemli damari, pulsasyonu tragus önünde arcus zygomaticus üzerinde alinabilen a. temporalis superficialis’dir. Fascia temporalis üzerinde yukari dogru ilerleyen bu damar alin bölgesine giden ramus frontalis ve scalp’a giden ramus parietalis dallarini verir.
A. ophthalmica’nin (a. carotis interna’nin dalidir) orbitayi terk ederek m. frontalis’i delen ve alin bölgesine uzanan dallari olan a. supratrochlearis ve a. supraorbitalis yüz bölgesinin diger arterleridir. A. supraorbitalis pulsasyonu orta hattin yaklasik 2.5 cm. disinda alinabilir.
YÜZDE BULUNAN ÖNEMLI ORGANLAR;
BURUN ve PARANASAL SINUSLAR
Kemik ve kikirdaklardan olusmus koku alma organimizdir. Üstte iki os nasale yanlarda maxillanin proc. frontalis’ine, yukarida ise frontal kemige baglanmistir. Os nasale’nin hemen altinda kismen bu kemigin altina da giren lateral kikirdaklar bulunur. Burun deliklerini çevreleyen burun kanatlari ise alar kikirdaklarla desteklenmistir. Burun deliklerini çevreleyen alar kikirdaklar crus laterale ve crus mediale denen iki bölümden olusur. Orta hatta bulunan crus mediale’ler burnu iki yarima ayiran cartilago septi dedigimiz orta hat kikirdaginin alt kenarina gevsekçe tutunmustur. Oldukça mobil olan crura lateralis’ler kenara dogru itildiginde cartilago septi’nin alt kenari hisedilir ve septum cerrahisi için uygun bir giris noktasi olusturur.
Burun çevresinde yerlesmis olan paranasal sinusler yüzey anatomisi iltihaplanmalarinin (sinuzit) sik görülmesi bakimindan iyi bilinmesi gereken önemli olusumlardir. Boyutlari kisisel degisiklik gösterebildiginden, yüzey projeksiyonlari da degisebilmektedir. Boyut degiskenligi özellikle frontal sinusde son derece fazladir. Sinuslerden kaynaklanan agrinin yüzeysel olarak nereye yansidigini bilmek de oldukçe önemlidir. Örnegin; frontal sinus’ün agrisi bu sinus’u innerve eden n. supraorbitalis’in deride innerve ettigi yerde hissedilir (orta hattin ~ 2.5 cm laterali). Burun sirti ile orbita arasinda bulunan cellulae ethmoidalis ve iz düsümü burun kökü civarinda olan sinus sphenoidalis’in agrisi ise gözün iç kisminda hisedilir. Maxilla içerinde bulunan maxiller sinus’ün agrisi ise bu sinus’ü innerve eden n. infraorbitalis’in foramen infraorbitale’den çikis yerinde deride ve üst çene dislerinin köklerinde hissedilir.
GÖZ’ÜN ve ILGILI YAPILARININ YÜZEY ANATOMISI
Supercilium;
Orbita’nin üst kenari üzeride egik seyirli, kalin, kisa killar içeren deri kabartisina kas (supercilium) adi verilmektedir.
Palpebrae;
Kaslarin hemen altinda gözü dis etkenlerden koruyan ince, hareketli iki olusuma göz kapagi (palpebra superior ve inferior) adi verilir. Zaman zaman ve hizla kapanip açilirlar ve gözün gözyasi ile islatilmasina yardimci olurlar. Üst ve alt göz kapaklari arasinda kalan aralik rima palpebrarum’dur. Yanlarda göz kapaklari birleserek, commissura palpebrarum medialis ve lateralis’i (medial ve lateral canthus’da denir) olustururlar. Göz kapaklarinin rima’yi sinirlayan serbest kenarlarinin kalinligi 2 mm kadardir. Bu kenarin önde deri ile birlesen kenarina limbi palpebrales anteriores, konjunktiva ile birlesen arka kenarina limbi palpebrales posteriores adi verilir. Ön kenar üzerinde kirpikler (cilia) bulunur. Arka kenara tarsal bezlerin kanallari açilir. Bu birlesme sonucunda, rima’nin uçlarinda ise göz açilari (angulus oculi) olusur. Gözün iç kösesinde, lacus lacrimalis denen kirmizi renkli bir alan ve bu alanin üzerinde de caruncula lacrimalis denen küçük bir kabarti yer alir. Göz kapaklarinin kenarlari hafifçe disa dogru çevrildiginde, her iki göz kapaginin medial tarafinda papilla lacrimalis denen bir kabariklik ve bu kabarikligin ortasinda da punctum lacrimale denen göz yasinin nasolacrimal kanala drene eden küçük delikler görülür.
Göz kapaklari dis yüzü deri, iç yüzü ise tunica conjuntiva palpebrarum denen ince zarla örtülü durumdadir. Tunica konjunctiva göz küresinin üzerine de atlar (tunica conjuntiva bulbi). Bu atlama sirasinda yukarida ve asagida derin çikmazlar (fornix conjunctiva superior ve inferior) olusur. Göz kapaklari tarsus superior ve inferior adi verilen sert konnektif doku bandlari tarafindan kuvvetlendirilmistir. M. orbicularis oculi tarsuslar ve deri arasinda yer alir. Tarsus’lar içerisine gömülmüs sekilde bulunan bezlere gll. tarsales (Meibom bezleri) adi verilir. Bu bezlerin kanallari limbus palpebralis posterior’a açilir ve salgilari göz kapaklarin birbirine yapismasini önler, göz yasinin yana tasmasina engel olur. Göz’ün dis ve iç köselerinde tarsus’larin uçlari birleserek sirasiyla os zygomaticum’a yapisan lig. palpebrae laterale ve maxilla’nin proc. frontalis’ine tutunan lig. palpebrae mediale’yi olustururlar. Tarsuslarla orbita arasinda kalan aralik ise septum orbitale tarafindan kapatilir. Septum orbitale orbita kenarinda periost ile devam eder.
Bulbus oculi;
Göz küresinin (bulbus oculi) yüzeysel anatomisinde görülen yapilar sklera, cornea, iris ve pupilla’dir. Göz kapaklari aralandiginda beyaz renkte görülen yapi sklera ’dir. Öne dogru dis bükey olan cornea göz küresine giren isinlarin en fazla kirildigi, göz küresinin saydam ön bölümüdür. Cornea göze rengini veren iris adi verilen renkli halkayi ve iris’in ortasinda bulunan pupilla adi verilen deligi üstten örter. Iris, göze giren isigin kontrolünde önemli rol oynar, parlak isikta küçülmüs karanlikta ise genislemis olarak görülür.
Göz kapaklari ve sclera üzerini örten konjunctiva altinda bol miktarda kan damari görebilmek mümkündür. Bu damarlara bakarak hastanin hemoglobin düzeyi hakkinda fikir edinilir.
Gl. lacrimalis;
Orbitanin üst dis kisminda yerlesmis (pars orbitalis), üst göz kapaginin dis parçasina dogru da uzanan (pars palpebralis) bir bezdir. Ancak sistigi zaman orbita kenarinda palpe edilir. Ürettigi göz yasini ductuli excretorii adi verilen kanallari ile fornix conjunctivae superior’a döker. Göz yasi daha sonra göz kapaklarinin açilip kapanmasi ile sclera ve kornea üzerinden akarak gözün iç kösesinde lacus lacrimalis’te toplanir ve punctum lacrimale adi verilen deliklerden önce canaliculus lacrimalis’e, sonra saccus lacrimalis ve en son burun bosluguna açilan ductus nasolacrimalise geçer. Göz yasi bezinin akut iltihaplamasina “dacryoadenitis” denir.
Mm. bulbi (göz küresi kaslari);
Göz küresinin tüm göz hareketleri dört rectus kasi ve iki oblik kas tarafindan gerçeklestirilir. Dört rektus kasi arkada canalis opticus’u çevreleyen fibröz bir halkadan (annulus tendineus communis (Zinni)) baslar. M. rectus lateralis ve medialis ayni göz küresini sirasiyla disa ve içe döndürürler. M. rectus superior ve inferior ise uzun eksenleri göz küresinin degil de orbitanin uzun eksenine uydugundan göz küresini orta hatta yukari ya da asagiya çeviremezler. M. rectus superior göz küresini yukari ve mediale, m. rectus inferior ise asagiya ve mediale baktirabilirler. Iste m. rectus sup. ve inf.’un göz küresini bu mediale dogru çekisini dengeleyen kaslar m. obliquus sup. ve inf.’dur. M. obliquus inf. gözü yukari ve disa, m. obliquus sup. ise asagiya ve disa baktirir. Dolayisi ile m. rectus sup. ve obliquus inf. birlikte çalistiklarinda gözü orta hatta yukariya, m. rectus inf. ve m. obliquus sup. birlikte çalistiklarinda gözü orta hata asagiya baktirmak mümkün olur.
Bu kaslari innerve eden sinirler;
M. rectus sup., inf., medialis ve m. obliquus inf. = N. oculomotorius (CN-III)
M. rectus lateralis = N. abducens (CN-VI)
M. obliquus sup. = N. trochlearis (CN-IV)
KLINIK BILGI; Hastanin göz kapaklarini sikica kapamasina “bleforaspazm” denir. Agrili göz hastaliklarinda, göze çapak kaçmalarinda görülür. Göze anestetik damlatmadan ve agriyi geçirmeden bleforaspazm ortadan kalkmaz. Gözün agrili hastaliklarinda, menenjitlerde veya migrende oldugu gibi gözün isiga asiri duyarli olmasina “fotofobi “ denir. Alt göz kapagi asagiya çekilip, kapagin arka yüzü mukozasindaki ve scleradaki damarlara bakilarak hastada anemi bulunup bulunmadigi konusunda fikir sahibi olunur. Üst göz kapaklarinin düsük olmasina “ptosis “ denir. Konjunctiva iltihabinda (conjunctivitis) palpebral ve bulber konjunktiva da kizariklik, agri ve fotofobi görülür. Sclera tabakasi sariligin (ikter) ilk fark edildigi yer olmasi bakimindan önemlidir. Kornea tabakasinin iltihaplanmasina keratit denir ve genellikle kornea’nin bulanik renkte görülmesine neden olur.
KULAGIN YÜZEY ANATOMISI
Auricula adi verilen kulak kepçesi tek parça elastik fibröz kikirdak ve bunu örten deriden olusmustur. “Kepçe kulak” gibi her türlü kulak deformitesi bu kikirdak yapinin deformitesidir ve cerrahi müdahaleler de bu kikirdak üzerinde yapilir. Auricula’nin kikirdagi dis kulak yolunun (meatus acusticus externus) kikirdagi ile devamlilik gösterir. Kikirdagi örten deri oldukça incedir ve bol miktarda sebaceous bez içerir. Meatus acusticus externus özellikle tragus, antitragus ve incisura intertragica’da bulunan kisa ve sert killarla korunmaktadir. Bu killarin miktari yasli erkelerde daha fazladir. Lobule adini verdigimiz kulak memesi kikirdak içermez.
Kulak çevresinde n. facialis tarafindan innerve edilen internal ve external auricular kaslar bulunur. Bazi kisiler bu external kaslari kullanarak kulak kepçesine küçük hareketler yaptirabilseler de, pratik önemi olmayan kaslardir.
AGIZ ve BOGAZ BÖLGESI YÜZEY ANATOMISI
Agiz bölgesi iki bölümden olusur; disler ve yanaklar arasindaki vestibulum oris ve maxilla ve mandibulanin arcus alveolaris’leri ve dislerle distan sinirlanan; cavitas oris proprium. Agiz tavanini önde sert damak (palatum durum) arkada ise yumusak damak (palatum mollae) olustururken, tabaninda ise dil yer almaktadir. Agiz boslugu arkada oropharynx ile baglantidadir ve bu baglanti bölgesine isthmus faucium adi verilir. Isthmus faucium üstten yumusak damak ve bunun koni seklindeki uzantisi olan uvula ile sinirlanmistir. Yutma islemi sirasinda yumusak damak pharynx duvarina dogru posterior yönde hareketlenerek, alinmakta olan besinlerin nasal kaviteye geçisini engellerler. Yumusak damak yanlarda pharynx duvari ve dil ile devam eder ve bu yapilar ile sirasiyla önde arcus palatoglossus ve arkada arcus palatopharyngeus adi verilen iki kemer araciligiyla baglanti kurar. Bu iki kemer arasinda olusan fossa tonsillaris adi verilen çukurda ise halk arasinda bademcik adi verilen tonsilla palatina’lar yer alir. Isthmus faucium’un alt kismi ise dil kökü ile sinirlandirilmistir.
Dil agiz boslugu içerisinde yer alan, çigneme, tat alma, yutma, kelimelerin artikülasyonu, agzin temizlenmesi gibi pek çok islevi olan musküler ve hareketli bir yapidir. Dorsum linguae adi verilen dil sirti “V” seklindeki sulcus terminalis ile ön 2/3 ve arka 1/3’lük iki bölüme ayrilir (ön 2/3’ün tat duyusu chorda tympany (CN-VII) genel duyusu n. lingualis (CN-V3), arka 1/3’ün tat ve genel duyusu ise n. glossopharyngeus (CN-IX) tarafindan tasinir). Sulcus terminalis’in apex’inde foramen ceacum denen embryonik thyroglossal kanalin açilis yerinin kalintisi bulunur. Dilin oral kismi oldukça hareketli olsa da agiz tabanina frenulum linguae adi verilen yapi ile bagli durumdadir. Frenulum’un iki yaninda v. lingualis profundus denen ve yüzeyden rahatlikla görülebilen venler yer alir (dil ati verilen ilaçlari emiliminde önemlidir). Dil’in altinda, agiz tabaninda bulunan önemli bir diger olusum ise tükürük bezlerinden gl. sublingualis’dir. Iki taraftaki bezler frenulum linguae etrafinda at nali seklinde bir kabarti olustururlar ve pek çok sayida ductuli sublingualis bu bölgeye açilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder