12 Aralık 2010 Pazar

anatomi-abdominal bölge anatomisi

VISCERAL ABDOMINAL ORGANLARIN YÜZEY ANATOMISI
Karin Bölgeleri (Regiones Abdominales)
Karin ön duvari genellikle 2 yatay düzlem ve 2 dikey çizgi araciligiyla dokuz bölgeye ayrilarak incelenebilir;
Dikey çizgiler;
Linea medioclavicularis;
Her iki taraf clavicula’sinin ortasindan geçen çizginin lig. inguinale’ye kadar uzatilmasi ile belirlenen çizgilerdir.
Yatay düzlemler;
1. yatay düzlem; daha sik olarak planum transpyloricum ya da daha nadiren planum subcostale 1 yatay düzlem olarak kullanilir.
Planum transpyloricum; adindan da anlasilacagi üzere mide’nin pylorus bölümünden geçen çizgi anlamina gelmektedir. Oysa bu yalnizca supine (sirt üstü yatar) pozisyonda dogrudur. Ayakta duran bir kiside pylorus bu çizginin 3-10 cm altinda yer alir. Planum transpyloricum esasen 1. bel omuru önünden, 9. kikirdak kostalarin uçlarindan geçen çizgi için kullanilan bir tanimlamadir. Planum transpyloricum’u bir hasta üzerinde daha kolay olarak tanimlamak ve göz önüne getirebilmenin 3 yolu vardir;
Insicura jugularis’ten pubis üst kenarina çizilen çizginin tam ortasi,
Proc. xiphoideus ile umbilicus arasindaki mesafenin tam ortasi,
Proc. xiphoideus’un hemen altina hastanin eli konulursa el ayasinin bittigi noktadan geçen transvers çizgi planum transpyloricum’u saptamanin kolay yollaridir.
Planum transpyloricum’un seviyesinin belirlenmesi, karni bölgelere ayirmada sagladigi kolaylik disinda da bazi önemli yapilarin bu seviyede bulunmasi ve bu yapilari lokalize edebilmek açisindan da önemlidir. Örnegin; safra kesesi bu çizginin sag kosta kavsi ile kesistigi yerin hemen arkasindadir. Supine pozisyondaki bir hastada böbrek damarlari, bu çizgi seviyesinde aorta abdominalis ve v. cava inferior ile baglanti kurar. A. mesenterica superior, aorta abdominalis’i bu çizgi seviyesinde terk ederken, v. porta da bu seviyede olusmaktadir.
Planum subcostale, en alt kikirdak kostalara teget geçen ve zaman zaman planum transpyloricum yerine kullanilan bir diger düzlemdir. Hastanin gögüs kafesinin yapisina, solunumuna ve durusuna göre önemli degisiklikler gösterebilen bu düzlem sirt üstü yatan bir hastada L3 vertebra seviyesindedir.
2. yatay düzlem; için üç alternatif bulunmaktadir; planum transtuberculare, planum supracristale, planum interspinale. Planum interspinale, cilt altinda kolaylikla hissedilebilen spina iliaca anterior superior’lari birlestiren düzlemdir. Planum transtuberculare, spina iliaca anterior superior’larin yaklasik 5 cm arka tarafinda bulunan ve zayif kisilerde elle hissedebilmenin yine mümkün oldugu tuberculum iliacum’lari birlestiren düzlemdir. Tuberculum iliacum’um yaklasik 5 cm gerisinde ise crista iliaca’lar yer alir; planum intercristale’ler iki tarafin crista iliaca’larini birlestirir.
Iste bu temel çizgi ve düzlemleri kullanarak karin ön duvari 9 bölgeye ayrilir; bu bölgeler;
·        Üstte; Regio hypochondriaca dextra ve sinistra, ile ortalarindaki regio epigastrica,
·        Ortada; Regio lumbalis (lateralis) dextra ve sinistra, ile ortalarindaki regio umbilicalis,
·        Altta; Regio inguinalis (iliaca) dextra ve sinistra, ile ortalarindaki regio hypogastrica (pubica)’dir.
ABDOMINAL VISCERA
Batin içerisindeki visceral organlarin önemli bir bölümünün pozisyonu ve sekli, dolayisi ile yüzey anatomisi;
·        Solunumun fazina
·        Organin fizyolojik durumuna (Örnegin midenin bos ya da dolu olmasi)
·        Hastanin postürüne (durus pozisyonuna)
·        Karin ön duvarinin tonus’una göre çok önemli degisiklikler gösterebilir
Patolojik olaylarin bu fizyolojik degisikliklerden ayrimsanmasi gerekmektedir.
Visceral organlarin pozisyonu, hastanin postüründen iki temel faktöre bagli olarak etkilenir; 1) yer çekimi, 2) karin ön duvarinin fizik durumu ve tonusu. Supine pozisyonda planum transpyloricum seviyesinde bulunan midenin pylorus bölümünün hasta ayaga kalktiginda, 3-10 cm daha asagiya inebilecegini daha önce bir örnek olarak vermistik. Intraperitoneal yerlesimli ve dolayisi ile batin içerisinde daha kolay hareket edebilen, mide, ince barsaklar, transvers kolon gibi yapilar için bu sasirtici bir durum da degildir. Oysa daha stabil olmasini bekledigimiz retroperitoneal organlarin da postürle pozisyon degisiklikleri gösterebilecegi bilinmelidir. Pancreas ve duedonum gibi retroperitoneal organlarda daha kisitli olan bu hareketlilik, böbreklerde çok daha fazladir. Ayakta duran bir kiside, böbrekler sirt üstü yatar durumdaki pozisyonundan 6 cm kadar asagiya inebilmektedir. Siki vasküler baglantilari olan organlarda postürle ortaya çikan pozisyon degisimi daha limitlidir. Örnegin, v. cava inferior ile yakin baglanti içerisindeki karaciger’in pozisyonu postürden minimal düzeyde etkilenir.
Karaciger, safra kesesi, dalak, ve böbrekler gibi organlarin pozisyonu derin insprium sirasinda diafragma’nin asagiya dogru yer degistirmesinden de önemli ölçüde etkilenirler. Bu organlarin diafram hareketlerine bagli bu hareket özelliklerinden klinik muayene sirasinda bu organlarin daha kolay palpe edilebilmesinde faydalanilir.
Abdominal organlarin karin içerisindeki pozisyonlarinin dolayisi ile yüzey anatomilerinin mutlak olmadigini ve pek çok faktörden etkilenebilecegini hatirlattiktan sonra tek tek tüm abdominal visceral organlarin yüzey anatomisine giris yapabiliriz.
KARACIGER (HEPAR)
Büyük bir bölümü sag hipokondriak bölgede (regio hypochondriaca dextra) bulunan ve epigastrik bölgeye (regio epigastrica) dogru da yayilan bir organdir. Anatomik olarak karaciger’in, sag ve sol loblar ile bu ikisi arasinda bulunan caudat (lobus caudatus) ve quadrat (lobus quadratus) loblardan olustugu söylenir. Oysa fonksiyonel olarak caudat ve quadrat loblar sol lobun bir bölümünü olusturur. Yüzeysel anatomik açidan bakildiginda, 9. kikirdak kosta ucundan (safra kesesinin bulundugu yer; planum transpyloricum’un kosta kavsi ile kesistigi yer) diafragmaya dogru çizilen dik çizginin karacigerin sag ve sol loblarini ayirdigini söyleyebilmek mümkündür.
Normal kisilerde karacigerin üst siniri diafragma kubbesinin altindadir, alt siniri ise genellikle kosta kavsini geçmez (Çok astenik yapidaki bazi eriskinlerde, bebek ve çoçuklarda karacigerin kosta kavsini 1 parmak geçmesi normal kabul edilir).
ÜST KENAR; Istirahat solunumundaki bir kiside, sagda karacigerin üst siniri 5. interkostal aralik seviyesindedir. Bu çizgi sola dogru, xiphosternal eklem hizasindan geçerek solda 6. kikirdak kosta seviyesine kadar uzanir.
ALT KENAR; baslangicindan itibaren sag kosta kavsinin hemen üzerinde ve ona paralel olarak uzanir, 9. sag kikirdak kosta ucundan 8. sol kikirdak kosta’ya uzanacak sekilde epigastrik bölgeyi çaprazlar, daha sonra sol kosta kavsi altinda yukari dogru devam ederek, orta hattin 8-10 cm solunda, xiphosternal eklem hizasinda olacak sekilde sonlanir.
Derin expirium’da karaciger yukari dogru hareket ederken derin inspirium’da asagiya dogru yer degistirebilmektedir.
Palpasyon karacigerin en önemli muayene yöntemidir. Zayif ve karin kaslarini gevsetebilen kisilerde palpasyon güçlük arzetmez. Ancak, rektus kaslari gelismis kisilerde, palpasyon güç ve yaniltici olabilir. Bu nedenle, karacigerin alt siniri sag rektus kasinin hemen dis yaninda aranmalidir. Böylece, karaciger kenari ile üst ‘intersectio tentinei’’ lerin karistirilmasi önlenir. Karaciger alt kenari, derin soluk almakla 1-3 cm kadar asagi iner, böylece normal kisilerde bazen karacigeri palpe etmek mümkün olabilir. Karaciger palpasyonuna sag elin parmaklari sol axilla’ya yönelik olacak sekilde sag fossa iliaca’dan baslanir (Eger biraz daha yukaridan baslanirsa ve karaciger büyükse (HEPATOMEGALI), alt kenar gözden kaçabilir). Hastaya derin soluk alip vermesi söylenir. Soluk verme sirasinda el yukari dogru ilerletilir ve soluk alma sirasinda durdurulur. Muayene eden elin parmak uçlarina, soluk alma sirasinda asagi dogru inen karaciger kenari çarpar. El bu durumda kipirdatilmadan tutulur. Hasta tekrar soluk aldiginda parmaklarin asagi dogru inen karaciger kenari üzerinden atladigi hissedilir ve bu sirada karaciger kenari hakkinda fikir edinilir. Saglikli bir kiside keskin ve düz olan karaciger kenari, örnegin yaglanma durumlarinda yumusar ve güç hissedilir. Karaciger, tümörü gibi bazi durumlarda karaciger kenari normalden sert bulunur. Ayrica karaciger kenarinin hassas, düz veya düzensiz hale geldigi hastaliklar da bulunmaktadir. Karacigerin alt bölümünün yüzeyi de palpe edilmelidir. Yüzey düzensizligine karaciger tümörlerinde ve sirozda rastlanabilmektedir. Karaciger palpasyonunda hassasiyet de önemli bir bulgudur. Sag kalp yetmezligine bagli konjestif karacigerde, viral hepatit’de ve karaciger abselerinde hassasiyet saptanir.
Perküsyon ise karacigerin özellikle üst sinirlarinin belirlenmesinde degerli bir muayene yöntemidir ve karaciger büyümesine yani hepatomegali’ye karar vermeden önce üst sinirin tayini zorunludur. Zira, amfizem, astma, gögüs kafesinin bazi deformasyonlarinda ve hatta bazen saglikli zayif kisilerde de karaciger üst kenari normal yerinden daha asagida bulunabilir (HEPATOPTOSIS). Sag medioclavicular hatta yukaridan asagiya dogru perküsyon yapilacak olursa; normal bir kiside genellikle, 4 interkostal aralikta, akcigerlere bagli sonoritenin kayboldugu ve mat sesin basladigi saptanir. Burasi “submatite” sahasidir. 5. ve 6. interkostal aralikta karacigerin mutlak matitesi baslar. Karaciger matitesi linea medioclavicularis’de 10-15 cm’lik bir yer tutar. Karaciger matitesi, linea axillaris anterior’da 7., linea axillaris media’da ise 9. interkostal aralikta baslamaktadir.
SAFRA KESESI (VESICA BILIARIS)
Normal bir kiside 9. kikirdak kostanin hemen ucunda yer alir (planum transpyloricum’un veya m. rectus abdominis’in lateral kenarinin kosta kavsini ile birlestigi nokta). Genellikle patolojik durumlarinda bile palpe edilemeyen bir organdir. Ancak yine de yalnizca palpasyonla muayene edilebilen bir organdir, perküsyon ve oskültasyonun bu organin muayenesinde yeri yoktur. Hastanin sag 9. kikirdak kostasinin hemen altina el yerlestirilir. Hasta derin soluk alirken hafifçe basinç yapilir. Hasta bu bölgede agri hissederek soluk almasini durdurur. Bu bulgu, Murphy bulgusu olarak bilinmektedir ve Akut kolesistit’in karakteristik bulgularindandir.
MIDE (GASTER)
Sol hipokondriak (regio hypochondriaca sinistra), epigastrik (regio epigastrica; büyük bölümü burada yer alir) ve umbilical bölgelerde (regio umbilicalis) yer alan bir organdir. Sekli ve pozisyonu kisiler arasinda, ve ayni kiside önemli degisiklikler gösterebilmektedir. Özafagus, orta hattin yaklasik olarak 3 cm solunda, 6. kikirdak kosta arkasinda (T10 seviyesine uyar) diafragmayi deler ve 7. kikirdak kosta’dan itibaren mide baslar. Özafagus’un sag kenari saga dogru bir kavis olusturacak sekilde asagiya ve saga uzanarak midenin curvatura ventriculi minor adini verdigimiz kenarini olusturur. Bu kenar, karin ön duvarinda yukarida orta hattin 2-3 cm solunda 7. kikirdak kosta hizasindan baslatilip; asagida orta hattin 1-2 cm saginda pylorus’a çizilen açikligi yukari ve saga bakan bir egri ile gösterilebilir (Pylorus’un; sirt üstü yatan ve midesi bos olan kiside planum transpyloricum seviyesinde oldugunu hatirlayiniz). Midenin sol kenari ise özafagus’un bittigi noktadan itibaren önce midclavicular hatta 5. kostaya kadar yükselerek genellikle hava ile dolu olan fundus’u olusturur. Fundus’tan sonra olusan curvatura ventrili major plorus’a dogru, pozisyona, hastanin vücut yapisina ve mide içerigine göre çok degisken bir seyir göstererek uzanir. Ayakta duran bir sahista pylorus’un 3-10 cm asagiya dogru yer degistirebilecegini söylemistik, curvatura ventriculi major’un alt bölümleri örnegin midenin antrum bölümünde bu asagiya dogru yer degistirme (özellikle mide dolu oldugunda) daha belirgindir; midenin bu bölümü umbilicus altina hatta pelvise kadar inebilir.
Yumusak yapisi nedeniyle, dolu oldugunda dahi mideyi hissedebilmek güçtür. Küçük bebeklerde nediren pylorus hipertrofik hale gelebilir, bu durumda sert bir kitle seklinde ele gelebilmektedir. Perküsyonda mide timpanik bir ses verir ve genellikle beslenme sonrasinda kaybolur.
BARSAKLAR (INTESTINUM)
Ince barsaklarin ilk bölümü olan duedonum pankreas basini saran bir egri seklindedir. Pars superior duodeni’nin bulbus duodeni denen ilk 2-3 cm’lik bölümü intraperitoneal’dir ve dolayisi ile daha hareketlidir. Duodenum’un geri kalan bölümü retroperitoneal’dir. Pylorus hizasinda (7. kikirdak kosta, orta hattin 1-2 cm disi) baslayan pars superior duodeni orta hattin yaklasik olarak 5 cm sagina dogru transvers olarak seyreder. Pars superior’un bittigi noktada baslayan pars descendens duodeni yaklasik olarak 7-8 cm boyunca vertikal olarak olarak asagiya uzanir ve sag kosta kavsi hizasinda (L3) yaklasik 90 derecelik bir açiyla sola dogru dönerek pars inferior duodeni ile devam eder. Horizontal bir seyir gösteren duodenum’um üçüncü bölümü olan pars inferior orta hatti sola dogru 1-2 cm geçtikten sonra yukari ve sola dogru uzanan duodenum’un son bölümü olan pars ascendens duodeni olusur. Pars ascendens duodeni, planum transpyloricum üzerinde ve orta hattin 3 cm kadar solunda bulunan duodenojejunal bileskeye kadar uzanir. Bu bileske, lig. suspensorium duodeni (Treitz ligamenti) tarafindan oldukça sabitlenmis bir sekilde tutulur.
Ince barsaklarin geri kalan bölümü olan jejenum ve ileum, abdomen ve pelvis’in önemli bölümünü doldururlar. Mesenterium ile sarili olan bu barsak bölümleri duodenojejunal bileske hizasindan spina ilaca anterior superior’a dogru yukaridan asagiya ve soldan saga dogru uzanan radix mesenterii denen bir kökle karin arka duvarina tutunurlar.
Kalin barsaklarin ilk bölümünü olusturan caecum kabaca, üstte planum intertuberculare, içte linea medioclavicularis, altta ve dista ise lig. inguinale’nin ½ lateral bölümünden olusan bir üçgen içerisinde yer alir.
Appendix vermiformis’in lokalizasyonu kisiler arasinda önemli degisiklikler gösterir. Bu nedenle siklikla yalniz baslangiç bölümünün yüzey tanimlamasi yapilir. Bunun için en sik kullanilan nokta umbilicus’tan sag spina iliaca anterior superior’a çizilen çizgide dis 1/3 ile iç 2/3’ün kesisme noktasi olarak tanimlanan McBurney noktasidir.
Ceacum’dan sonraki kalin barsak bölümü olan colon ascendens regio lumbalis dextra’da 9. interkostal araliga kadar (planum transpyloricum’un hemen altina kadar) yükselir ve genellikle palpe edilemez. Flexura hepatica adi verilen dönüsten sonraki kalin barsak bölümü olan colon transversum midenin büyük kurvaturuna uyacak sekilde umbilical bölgeyi çaprazlar (colon transversum bazi sahislarda hipogastrik bölgeye kadar da inebilmektedir) ve flexura splenica’da sonlanir. Colon transversum mesocolon transversum araciligiyla karin arka duvarina tutunmustur ve bu tutunma yerinin yüzeysel izdüsümü, sag 10. kikirdak kostayi sol 8. kikirdak kostaya baglayan bir çizgi ile temsil edilebilir. Flexura splenica, planum transpyloricum’un üzerinde, 8. kikirdak kostanin arkasinda ve orta hattin yaklasik 10 cm solunda yer alir. Buradan baslayan colon descendens önce regio lumbalis sinistra ve daha sonra da regio inguinalis sinistra içerisinde yukaridan asagiya dogru uzanir. Karin ön duvari yeterince gevsetilirse (bunun en temel yolu hastaya bacaklarini karnina dogru kirmasini söylemektir) artik katilasmaya baslamis faeces nedeniyle colon descendens’i palpe edebilmek mümkündür.
Colon descendens’den sonraki kalin barsak bölümü olan colon sigmoideum regio hipogastrica (pubica) içerisinde asagiya dogru uzanarak rectum’la devam eder. Colon sigmoideum, mesocolon sigmoideum araciligiyla ters ‘V’ harfi seklinde pelvis arka duvarina tutunur. S3 vertebra hizasinda orta hatta rectum baslar.
PANCREAS
Pankreas caput, corpus ve cauda bölümlerinden olusur. Caput bölümü orta hattin solunda duodenum’un olusturdugu kavis içerisinde yerlesmistir. Caput ve corpus bölümlerinin birlesme noktasinin hemen arkasinda aorta abdominalis ve a. mesenterica superior bulunur dolayisi ile bu bölüm orta hatta yerlesmis durumdadir. Corpus ve cauda bölümleri orta hattan sola ve yukari dogru uzanir. Cauda pancratis, planum transpyloricum’un hemen üzerinde ve yaklasik olarak midclavicular hatta dalagin hilum’u ile komsuluk yapar.
DALAK (LIEN)
Intraperitoneal, dikdörtgen biçimli yassi bir organdir. Sol böbregin üzerinde ve midenin arkasinda, sol regiohypochonriaca’da arcus costalis’in arkasinda, 9-11 kaburgalar arasinda yer alir. Uzun ekseni 10. kostanin seyrine uyar. Arka ucu m. errector spinae’nin dis kenarindan baslar, ön ucu ise linea axillaris media’ya kadar uzanir. Aslinda gögüs duvarinin posterolateral bölümünde yerlesmis bir organ olsa da, karin boslugu içerisindedir ve gögüs boslugundan diafragma ve pleura araciligiyla ayrilmis durumdadir. Dalak yaralanmalari genellikle arkadan meydana gelen travmalarda görülür. Dikkatli yapilacak bir perküsyon ile dalagin sinirlari belirlenebilir. Ancak çok büyüdügü durumlarda, sol kosta kavsi altinda derin inspriumda palpe edilir hale gelebilir.
BÖBREKLER (REN)
Karin arka duvarinda yer alan organlardir. Vertebralarin her iki yaninda yerlesmislerdir ve her bir böbrek yaklasik olarak 11 cm yüksekligindedir. Hilumlari anteromedial yöndedir ve orta hattan 4-5 cm uzaktadirlar. Supine pozisyonda yatan bir hastada böbrek hilum’lari yaklasik olarak planum transpyloricum seviyesinde yer alir. Sag böbrek sag tarafta karaciger’in yer almasi nedeniyle sol böbrege göre yaklasik 2 cm daha asagida yerlesim gösterir. Dolayisi ile planum transpyloricum sol böbrek hilum’unun alt kismindan, sag böbrek hilum’unun ise üst bölümünden geçer. Arkadan bakildiginda, böbreklerin alt ucu’nun crista iliaca’larin 3-4 cm üzerinde oldugu düsünülmelidir. Üst uçlari ise son iki kaburga altinda yer alir. Ayakta duran bir kiside, böbreklerin normal konumlarindan 6 cm (bazen daha da fazla) asagiya kayabileceklerini (herhangi bir patoloji olmaksizin) hatirlatmakta fayda vardir.
Zayif kisilerde böbreklerin alt ucu palpe edilebilir. Bunun için hasta sirt üstü yatirilir, karin ön duvari gevsetildikten sonra, sol el arkaya yerlestirilir ve böbrek öne dogru itilir. Diger el fossa iliaca’dan arcus costarum’a dogru ilerletilerek böbrek palpe edilmeye çalisilir.
ÜRETERLER
Böbreklerin hilum kisminda pelvis renalis’den L2-3 seviyesinde baslar, asagiya dogru inerek mesanenin arka kisminda sonlanirlar. Supine pozisyonda, izdüsümleri su sekilde tarif edilir. Orta hattin 5 cm disinda, planum transpyloricum’dan baslarlar. Baslangiçta vertikale yakin bir seyir gösterirler. Ancak asagi kisimlarda, mediale dogru bir egri olusturarak tuberculum pubicum’un arkasinda ve biraz medialinde mesaneye girerler. Asagi dogru seyirleri sirasinda, üreterler, önce sakroiliak eklemi daha sonra da planum intertubercularis seviyesinde ve orta hattin 4 cm disinda a. iliaca communis’leri çaprazlarlar.
MESANE (VESICA URINERIA)
Bos oldugunda pubis’in arkasinda yer alan bir organdir. Düz bir üst yüze sahiptir, ve bu üst yüz barsaklar ve kadinlarda uterus tarafindan örtülmüs durumdadir. Doldukça daha yuvarlak bir hale gelir ve tam doldugunda, pubis ve umbilicus arasindaki mesafenin ortalarina kadar ulasabilir. Idrar çok tutuldugunda mesane umbilicus’a kadar da ulasabilmektedir. Bebeklerde mesane tamamen abdomen içerisindedir ve daha tubuler bir yapidadir. Eriskin sekil ve konumuna geç çocukluk döneminde ulasir. Mesane normalde palpe edilemez. Yaklasik 200 ml idrar biriktiginde muaeyenede pubis üzerinde düzgün bir kitle halinde palpe edilir. Bu kitleye basi yapildiginda idrar yapma hissi doguyor ve hasta idrar kaçiriyorsa palpe edilen organ mesanedir.
UTERUS
Eriskin bir kadinda uterus mesanenin arkasinda ve üzerinde yer alir. Mesane bos oldugunda uterus büyük ölçüde pubis’in arkasindadir ve karin ön duvarinda palpasyonu güçtür. Mesane doldukça normal anteversio pozisyonundaki bir uterus daha vertical bir konum alir ve pubis’in üzerine çikar. Gebelik sirasinda uterus çok büyük boyutlara varir ve diger visceral organlari özellikle sindirim kanali organlarini iter. 8. ayda en yüksek pozisyona ulasan uterus’un fundus bölümünü 3. aydan itibaren pubis üzerinden kolaylikla palpe etmek mümkündür. Daha erken dönemlerde, zorunlu olmadikça kaçinilsa da, uterus’u vaginal olarak palpe etmek mümkündür. Bunun için, hekim bir eliyle cervix’ i öne dogru iterken, diger eliyle fundus uteri’yi pubis üzerinde palpe eder. Dogumdan sonar uterus, her ne kadar dogum öncesi boyutlarina yaklassa da, tam olarak bu boyuta dönemez.
OVARYUMLAR
Gebe olmayan bir kadinda, spina iliaca anterior superior seviyesinde ve lig. inguinale’nin orta noktasinin hemen üzerinde bulunan ovaryumlar da gebelikle birlikte uterus’n büyümesi ile yukariya dogru çekilirler.
KARIN BÖLGESININ BÜYÜK DAMARLARI
Aorta, orta hatta, T12 vertebra’nin corpus’u seviyesinde (planum transpyloricum’un 3-4 cm üzeri) abdomene girer ve bundan sonra Aorta abdominalis adini alir. Karin arka duvarinin orta hattinda asagiya dogru seyreden aorta abdominalis, L4 vertebra seviyesinde (planum intercristale ve intertuberculare hizasinda) a. iliaca communis’lere ayrilir. Karin içerisindeki uzunlugu yaklasik 10 cm’dir. Truncus coeliacus aorta’nin karin bosluguna girdikten hemen sonra verdigi önemli bir dalidir (T12 seviyesi). Truncus coeliacus’un a. gastrica sinistra, a. lienalis ve a. hepatica propria olnmak üzere üç dal verdigini ve bu dallar sayesinde, karaciger, dalak ve midenin önemli bir bölümünü besledigini hatirlayiniz. Planum transpyloricum hizasinda veya çok az üzerinde, aorta abdominalis’ten ayrilan dallar önde a. mesenterica superior, yanlarda ise a. renalis’lerdir. Bu dallarin hemen altindan ayrilan arterler ise erkeklerde a. testicularis kadinlarda a. ovarica adi verilen gonadal arterlerdir. Aorta abdominalis’in verdigi son dal a. mesenterica inferior ise, yaklasik olarak L3 vertebra seviyesinde arterden ayrilmaktadir.
L4 vertebra seviyesindeaorta’dan ayrilan a. iliaca communis’ler sacroiliac eklemin hemen önünde a. iliaca interna ve externa dallarina ayrilirlar. Bu ayrilis noktasi yüzeysel olarak, planum intertuberculare üzerinde orta hattin yaklasik 4 cm disindadir. A. iliaca externa’lar lig. inguinale’nin orta bölümünün altindan geçtikten sonra a. femoralis adinin alirlar.
Vena cava inferior, L5 vertebra seviyesinde v. iliaca communis’lerin birlesmesi ile olusur. Yüzeysel olarak tanimlandiginda, planum intertuberculare üzerinde orta hattin 2-3 cm sagindan basladigi söylenebilir. Corpus vertebrae’ye parallel olacak sekilde yukariya dogru uzanan vena cava inferior xiphosternal eklem hizasinda (T8-T9) diafragma üzerindeki foramen vena cava’dan geçerek gögüs bosluguna ulasir.
V. portae, panreas’in corpus ve caput bölümlerinin birlesme yerinin hemen arkasinda, v. mesenterica superior ve v. lienalis’in birlesmesi ile olusur. Yüzeysel olarak bu nokta, orta hatta planum transpyloricum’um 1-2 cm altindadir. Bu noktadan baslayan v. portae’nin karacigere dogru uzandigini hatirlayiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder